11 Aralık 2017 Pazartesi

ALİ SAMİ SABİT KAHRAMAN (1877 - 1957)

Tümgeneral Ali Sami Sabit Karaman, 1877 yılında Şam’da doğdu. 28 Nisan 1894 tarihinde girdiği Harp Okulundan 17 Ağustos 1896 tarihinde teğmen rütbesiyle mezun oldu ve 5’inci Ordu emrine atandı. 

Çeşitli birliklerde görev yaparak; 10 Haziran 1902 tarihinde üsteğmen, 26 Eylül 1902 tarihinde yüzbaşı, 27 Temmuz 1908 tarihinde kıdemli yüzbaşı ve 31 Ağustos 1910’tarihindebinbaşı olarak 11’inci Süvari Alay Komutanlığına atandı. 29 Kasım 1914 tarihinde yarbay rütbesiyle 2’nci Kolordu 2’nci Süvari Tugay Komutanlığına getirildi. 24 Aralık 1914 tarihinde 13’üncü Süvari Alay Komutanlığını ve 23 Eylül 1915 tarihinde ise Saros Bölgesi’nde Bağımsız Süvari Tugay Komutanlığını üstlendi. 1 Mart 1917 tarihinde albay olarak 51’inci Tümen Komutanlığına atandı.

Ali Sami Sabit Karaman, 3 Mart 1921 tarihinde Anadolu’ya geçti ve Doğu Cephesi emrinde 6’ncı Süvari Tümeni Komutanlığına getirildi. 1 Eylül 1923 tarihinde tümgeneral olarak 9’uncu Kafkas Tümen Komutanlığına atandı. 
Uzun bir süre Kars Valiliğinide yürüten İstiklal Madalyası sahibi Tümgeneral Ali Sami Sabit Karaman, 16 Aralık 1935 tarihinde emekli oldu ve 25 Eylül 1953 tarihinde hayatını kaybetti.

Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı

2 Aralık 2017 Cumartesi

ETHEM NECDET (ÇALLI) KARABUDAK (1882-1948)

Albay Ethem Necdet (Çallı) Karabudak; 1882 yılında Aydın-Çal'da doğdu.  14 Mart 1901 tarihinde girdiği Harp Okulundan, 6 Aralık 1902 tarihinde tarihinde teğmen ve  devam ettiği Harp Akademisini 5 Kasım 1903 tarihinde mümtaz yüzbaşı olarak bitirerek 2'nci Ordu emrine atandı.
 
5 Kasım 1908 tarihinde İstanbul-Kocamustafapaşa Askeri Lisesi ve Kuleli Askeri İdadisine Matematik Öğretmeni olarak atandı. 4 Ocak 1915 tarihinde kıta hizmetine döndürülerek 1'inci Kolordu 8'inci Alay 3'üncü Tabur komutanlığına atandı. 19 Eylül 1915 tarihinde binbaşı rütbesi ile 153'üncü Alay alay komutanı oldu.

18 Aralık 1920 tarihinde Milli Mücadele'ye katılmak üzere İnebolu'ya geldi, yarbay rütbesi ile Güney Cephesi'nde 11'inci Tümen Komutanlığına atandı. 6 Kasım 1921 tarihinde Batı Cephesi'nde görevlendirilerek, 14'üncü Tümen Komutanı olarak Büyük Taarruz ve Takip Harekâtı'na katıldı. 31 Ağustos 1922 tarihinde albaylığa terfi ederek 28 Ocak 1925 tarihnde emekli oldu.

TBMM tarafından da İstiklal Madalyası ile taltif edilen  Albay Ethem Necdet 13 Temmuz 1948 tarihinde vefat etti.

Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı

ETHEM SERVET BORAL (1876 - 1956)

Kurmay Albay Ethem Servet Boral; 1876 yılında Kafkasya’da doğdu. 14 Mart 1897 tarihinde girdiği Harp Okulundan 17 Aralık 1899 tarihinde teğmen, devam ettiği Harp Akademisinden 15 Kasım 1902 tarihinde mümtaz yüzbaşı olarak mezun olarak, 3’üncü Ordu 6’ncı Tümen emrine atandı.

23 Şubat 1908 tarihinde 24’üncü Nizamiye Alayı 1’inci Tabur Komutanı olarak atandı. (Bu birlikte görev yaparken Hareket Ordusu ile İstanbul’a geldi.) 27 Nisan 1911 tarihinde kurmay binbaşı rütbesi ile Yunan Hudut Komiserliğine atandı. 23 Eylül 1915 tarihinde kurmay yarbay olarak 8’inci Mürettep Kolordu Kurmaylığına getirildi.

1 Temmuz 1920 tarihinde İstiklal Savaşı’na katılmak üzere Anadolu’ya geçerek, 2’nci Süvari Tümen Komutanlığına atandı. 1 Mart 1921 tarihinde kurmay albay oldu.

TBMM tarafından İstiklal Madalyasıyla ödüllendirilen Kurmay Albay Ethem Servet Boral 25 Şubat 1931 tarihinde emekli oldu ve 1 Eylül 1956 tarihinde vefat etti.

Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı

19 Kasım 2017 Pazar

15 Kasım 2017 Çarşamba

SON YILBAŞI

Mustafa Kemal Paşa son yılbaşı gecesini arkadaşı Dr. Tevfik Rüştü Aras’la geçirmişti. Dr. Aras bununla ilgili anısını şöyle anlatır: 

1938’in yılbaşı akşamı Köşk’e beni çağırmıştı. Hemen gittim. Kendisini Köşk’ün yukarı katında kitaplığa bitişik açık salonda buldum. İlk sözü;

-"Bu akşam bir tarafa çıkmayacağım. Sen de suare görmekten bıkmışsındır. Yılbaşını burada birlikte geçiririz, olmaz mı?" demek oldu.

-"Büyük sevinçle," karşılığını verdim. 

Bir hayli süre, geçen yılın olaylarından ve gelecek yılın işlerinden konuştuk. İsmail Hakkı Kavalalı’nın (Atatürk’ün Harbiye’den arkadaşı) gelmesi üzerine konuşma günün haberlerine, havaya ve suya dönüştü. Bu alanda konu daha genişleyince onun elbise ve çamaşır dolaplarını hep birlikte görmeye gittik, elbiselerinden, gömleklerinden ve kravatlarından bize dağıtıyordu. Bu nedenle hatırıma gelen bir fikri söylemekten kendimi alamadım ve dedim ki:

-"Paşam, mendillerinize, potinlerinize varıncaya kadar bize vermekten hoşlanıyorsunuz; ne olurdu bir ay önce düşünseydik de yeni bir yıl için bütün giyeceklerinizi yeniden ısmarlasaydık ve bu gece başka arkadaşları da çağırarak elbiselerinizi, çamaşırlarınızı ve gömleklerinizi aramızda kapışsaydık ne kadar çok eğlenirdik. Hepimiz de her birimiz de bu yılbaşı gecesinin anısı olarak sizden bir şeyi üzerimizde taşırdık ve siz de yarın hep yeni giymiş olurdunuz."

Bunun üzerine:

-"A doktor, bunu niçin daha evvel düşünüp söylemedin?" diye hayıflanınca, 

-"Zararı yok, gelecek yıl böyle yaparız," yanıtını verdim. 

Atatürk olumlu veya olumsuz bir şey söylemedi. Bir süre düşünür durum aldıktan sonra:

-"Bakalım gelecek yıla yaşayacak mıyım?" sözleri ağzından dökülüverdi.

Birdenbire her üçümüzü de derin bir sessizlik kapladı. Atatürk, ölümün yaklaştığını içinde duymuştu. Bizim içimize de bu zebirli kuşku düşmüştü. Yine Atatürk bizden önce kendini toplayarak ‘Yılbaşı gecesi acıklı şeyler düşünmeyelim ve konuşmayalım,’ dedi. Yaz gömleklerini ayırıp bana seslenerek ‘Bunlardan da al, yazın Yalova’da yine hep birlikte oluruz da işine yarar,’ özendirmesiyle hem gömleklerinden almamı istiyor hem de üstümüze çöken üzüntülü durumu gidermeye çalışıyordu. Hatta pijama bile verdi. Kavalalı, neşeli sözleriyle konuyu değiştirdi. Gece yarısı geçinceye kadar şuradan buradan konuşmaya devam ettik. 

O gece Atatürk çoğu defa alışık olduğu zamandan önce dinlenmek üzere izin alıp ayrılıncaya kadar acı konuya dönülmedi. Fakat yüreklerimizi sönmez bir alev yakıyordu. Çünkü Atatürk, ölümün yaklaştığını içinde duymuştu ve bunu kendisiyle beraber biz üç kişi 1938 yılının başından beri biliyorduk. Ağaç yaprakları ile beraber açılan sır, bu acıyı diğer arkadaşlara da verdi. Paylaşmak, acıyı azaltır derlerse de bende öyle olmadı. Acı gerçeğe yaklaşmakla ızdırabım azalmıyor, artıyordu. İnandığım insan zekâsının, bilimin güçsüzlüğü içinde çırpındık. Sonradan bu durum çok sürmedi, felaket geldi çattı. Artık içi yanan bütün yurttaşlarımla birlikte bizi ayakta tutan sadece görev duygusu olmuştur. Halkımıza, memleketimize karşı sürecek olan görevimizi yerine getirmek, ona ve onun eserlerine sevgi bağlılığını göstermek; bundan sonraki yaşantımızın başlıca nedeni olsa gerektir. Büyük Atatürk ve zavallı bizler. O Büyük Adam benüz orta bir yaşta iken bu kadar vakitsiz ölmeli mi idi? Birkaç yıl daha yaşayabilseydi neler olacaktı? Ah neler olacaktı?”

Kaynak:Yakınlarından Hatıralar, Sel Yayınları, 1955, s.105

10 Kasım 2017 Cuma

10 KASIM 1953

Atatürk'ün naaşı, Anıtkabir'e nakledildi.

9 Kasım 2017 Perşembe

10 KASIM


Türkiye Cumhuriyetinin banisi, büyük devlet adamı ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ü sonsuzluğa uğurladığımız günün 79. yıl dönümünde özlemle, saygıyla, sevgiyle ve rahmetle anıyoruz.

3 Kasım 2017 Cuma

HACI MEHMET ARİF ÖRGÜÇ (1876 - 1940)

Albay Hacı Mehmet Arif Örgüç; 1876 yılında İstanbul’da doğdu. 29 Nisan 1893 tarihinde girdiği Harp Okulundan 29 Ocak 1896 tarihinde teğmen rütbesiyle mezun olarak, 37’nci Süvari Alayı 3’üncü Bölük Takım Komutanlığına atandı. 1 Haziran 1900 tarihinde üsteğmen oldu ve 5’inci Süvari Alayı 2’nci Bölük Komutanlığına getirildi ve 1 Kasım 1901 tarihinde yüzbaşı oldu.

31 Ağustos 1910 tarihinde binbaşılığa terfi ederek  1’inci Hafif Süvari Alay Komutanlığına getirildi ve Trablusgarp Savaşı ile  Balkan Savaşına katıldı. 20 Kasım 1914 tarihinde yarbay olarak 14’üncü Süvari Alayı ve Mürettep 13’üncü Süvari Alayı Komutanı olarak Inci Dünya Savaşına katıldı.

16 Ocak 1921 tarihinde İnebolu yoluyla Anadolu’ya geçti ve Batı Cephesi komutanlığı emrine verilerek albay rütbesi ile 5’inci Süvari Tugay Komutanlığına getirildi. Kurtuluş Savaşı sonrasında 9 Şubat 1926 tarihinde emekli oldu.

İstiklal Madalyası sahibi Albay Hacı Mehmet Arif Örgüç 5 Nisan 1940 tarihinde vefat etti.

Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı

HALİL İBRAHİM ÇOLAK (1881-1944)

Albay Halil İbrahim Çolak, 1881 yılında Bursa’da doğdu.  13 Mart 1898 tarihinde girdiği Harp Okulundan 2 Şubat 1901 tarihinde teğmen rütbesi ile mezun olarak 5nci Ordu emrine verildi.

25 Nisan 1904 tarihinde üsteğmen rütbesi alarak 3’üncü Ordu 45’inci Redif Alayı 1’inci İzmir Taburu 2’nci Bölüğüne atandı. 24 Nisan 1907 tarihinde yüzbaşı rütbesi ile 54’üncü Alay 3’üncü Tabur Komutanlığına atanarak 1nci Dünya savaşına katıldı. 3 Aralık 1916 tarihinde binbaşı olan Halil İbrahim Çolak 1nci Dünya savaşı sonrası emekliye ayrıldı.

Kurtuluş Savaşının başlaması üzerine 1920 yılında Millî Mücadele’ye katıldı. 2’nci Kuvve-i Seyyare adı verilen süvari müfrezesini kurdu. Bununla Bolu, Düzce ve Yozgat ayaklanmalarının bastırılmasında önemli başarılar kazandı. 13 Eylül 1921 tarihinde yarbaylığa terfi ettirildi. 1921 yılı başında emrindeki müfreze 3’üncü Süvari Tümeni adını alarak Batı Cephesi Komutanlığı emrine verildi ve kendisi de bu tümenin komutanlığına atandı. Bu görevle Birinci, İkinci İnönü ve Sakarya Muharebeleri ile Büyük Taarruz’a katıldı. 12 Eylül 1922 tarihinde albay oldu.

İstiklal Madalyası sahibi Albay Halil İbrahim Çolak;  14 Aralık 1923 tarihinde emekli olarak, II., III., IV.,V. Dönem Bilecik Milletvekilliği yaptı, 24 Şubat 1944 tarihinde hayatını kaybetti.

Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı.

13 Ekim 2017 Cuma

İSMAİL HAKKI (1883-1923)

Albay İsmail Hakkı, 1883 yılında İstanbul Valideçeşme'de doğdu. 13 Mart 1899 tarihinde Harp Okuluna girdi. 10 Ocak 1902 tarihinde Harp Okulunu bitirerek teğmen rütbesi ile 3'üncü Ordu emrine verildi. 7 Mart 1905 tarihinde üsteğmenliğe atandı. 1910-1911 yılları arasında Fransız Ordusunda eğitim ve öğrenim gördü. Fransa dönüşü 27 Nisan 1911 tarihinde yüzbaşı rütbesi ile Redif Alayı 3'üncü İpek Taburu 2'nci Bölük Komutanlığına getirildi.

17 Kasım 1913 tarihinde binbaşılığa terfi ederek 1'inci Kolordu 7'nci Alay 1'inci Tabur Komutanlığına atandı. Trablusgarp, Balkan ve Birinci Dünya Savaşlarında yer alarak, 21 Haziran 1916 tarihinde yarbay rütbesi ile 7'nci Alay Komutanlığına getirildi. 10 Temmuz 1921 tarihinde albay rütbesi ile de 11'inci Kafkas Tümen Komutanlığına atandı, 1 Şubat 1922 tarihinde Kars Müstahkem Mevki Komutanı oldu. 18 Ekim 1922 tarihinde tümen komutanı yetkisiyle Trakya 4'üncü Jandarma Mıntıka Müfettişliğine atandı.

İstiklal Madalyası sahibi Albay İsmail Hakkı 8 Nisan 1923 tarihinde Keşan Jandarma Bölgesi Müfettişi iken hayatını kaybetti.

Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı

9 Ekim 2017 Pazartesi

SATILIK HALI


Bir gün Atatürk'le beraber Abidinpaşa'dan gelip Samanpazarı yoluyla Ulus'a geçiyorduk. O zamanlar Samanpazarı'nda bulunan üç beş dükkandan birisi Ali Efendi isimli kitapçıya aitti. Kitapçı dükkanının kepenklerinde, nefis bir halı asılmış duruyordu. Harp yıllarının sonu olduğundan hiçbir yerde, hele Ankara'da böyle güzel bir şey görmek pek şaşırtıcı olduğu için bu halı Atatürk'ün de  dikkatini çekti. Hemen arabayı durdurup indik. Beraberce dükkana yürüdük. Kitapçı, Ata'yı görünce, buyurun Paşam diyerek heyecanla bir emri olup olmadığını sordu. Paşa da bu halıyı çok güzel bulduklarını ifade ettiler.

Kitapçı;

- " Paşam, bu halı bir müşterimin. Paraya ihtiyacı olmuş, satılması için bana bıraktılar. Benimle bir ilgisi yok " dedi.

Atatürk, böyle güzel bir halının çok kıymetli olduğunu, bunu halı sahibinin nereden almış olabileceğini öğrenmek istediler. Kitapçı ezile büzüle;

- " Paşam, emanet koyan isminin söylenmemesini özellikle rica ettiler,
müsaade ederseniz ismini söylemeyeyim " dedi.

Bu sefer Atatürk daha çok merak edip;

- " Çocuk, belki halıyı almak isteyeceğiz. Kimin ve kaça olduğunu öğrenmek isteriz " dediler.

Kitapçı;

- " Paşam 40 lira istemişlerdi " deyip yine halı sahibinin ismini vermedi.

Atatürk halı sahibini iyice merak edip ısrar edince de, kitapçı istemeyerek ve sıkılarak;

- " Abdülhalim Çelebi Hazretlerinin Paşam " dedi.

Abdülhalim Efendi, Mevlana sülalesinden gelmiş, Konya milletvekili olarak Mecliste görev yapıyordu. Kapısı herkese daima açık, cömert, gayet güzel konuşan, Mevlevi kalpağı ile gezen, akıllı, sevimli, hoş sohbet, özü sözü doğru bir kişiydi.

Atatürk, bu cevabı alınca çok duygulandı ve bana dönerek dükkana 40 lira bırakmamı emretti. Hemen parayı bıraktım. Kitapçı halıyı koşarak indirip paket yapmaya koyuldu. Bu arada Atatürk, Abdülhalim Efendi'nin kişiliğinden övgüyle bahsederek;

- " Abdülhalim Efendi, evde halısını satacak kadar parasız kalıyor ama, kapısını kimseye kapamıyor " diyerek onu övdü. Sonra da kitapçıya dönerek;

- " Bana bak, halıyı biz alıyoruz. Fakat halıyı Abdülhalim Efendi'nin evine yollayınız, biz oradan aldırırız. Akşamüzeri de kendilerine bir kahve içmek için geleceğimizi söyleyiniz. " dediler. 

Kitapçı bu davranışa şaşırmış halde bize bakarken, arabaya binip uzaklaştık. Aynı akşam Abdülhalim Efendi'nin evine gittik. Kendisi bizi avlu kapısında karşıladı. Eve girince baktım halı, kapı arkasında paketli olarak duruyordu. Mütevazı evinde minderlere oturuldu, kahveler içildi.

Abdülhalim Efendi;

- "Paşam halıyı almışsınız. Fakat halı evime geri geldi. Müsaade ederseniz,
arabanıza koyduralım." dedi.

Atatürk de;

- "Abdülhalim Efendi halı yine bizim olsun. Biz arada sırada sana kahve
içmeye geldikçe onun üzerinde kahvemizi içeriz." diyerek halıyı açtırdılar
ve odaya serdirdiler.

Kahveler içildi ve sohbet edildi. Giderken Abdülhalim Efendi yine bizi
kapıya kadar uğurlayarak;

- "Paşam eğer müsaadeniz olursa halıyı. " derken Atatürk sözünü keserek
mütebessim;

- "Abdülhalim Efendi, onu sana emaneten bırakıyoruz. Her gelmemizde onu burada görmek ve üzerinde oturmak isteriz." diyerek veda edip ayrıldılar.

Anlatan:Muzaffer KILIÇ

4 Ekim 2017 Çarşamba

MEHMET EMİN ÇOLAKOĞLU (1878 - 1939)

Tümgeneral Mehmet Emin Çolakoğlu; 1878 yılında Afyonkarahisar'da doğdu. 13 Nisan 1895 tarihinde girdiği Topçu ve İstihkâm Harp Okulundan 13 Ocak 1899 tarihinde üsteğmen rütbesiyle mezun oldu, 2'nci Ordu emrine verildi.

1 Ocak 1908 tarihinde yüzbaşılığa terfi ettirilerek 3 Temmuz 1909 tarihinde 30 ay süreyle mesleki bilgisini geliştirmek üzere Almanya'ya gönderildi. 28 Ekim 1911 tarihinde kıdemli yüzbaşı rütbesini aldı. 1912 yılı sonlarında Vardar Ordusu Topçu Komutanlığı refakatine atanarak;  Kumanova, Pirlepe ve Manastır Muharebelerine katıldı. Balkan ve Birinci Dünya Savaşılarında yararlık gösteren Mehmet Emin Çolakoğlu 1 Mart 1914 tarihinde binbaşı, 16 Aralık 1915 tarihinde yarbay, 28 Temmuz 1918 tarihinde albay oldu.

27 Nisan 1921 tarihinde Anadolu'ya geçerek Doğu Cephesi Erzurum Topçu Komutanı akabinde Sarıkamış Topçu Komutanı oldu. 16 Ağustos 1921 tarihinde Kars Müstahkem Mevki Komutanlığına, 13 Şubat 1922 tarihinde ise Erzurum Müstahkem Mevki Komutanlığına getirildi.

6 Ekim 1924 tarihinde tümgeneral olan İstiklal Madalyası sahibi Mehmet Emin Çolakoğlu; 6 Ağustos 1939'da vefat etti.

Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı

30 Eylül 2017 Cumartesi

MEHMET EMİN YAZGAN (1876 - 1961)

 Tümgeneral Mehmet Emin Yazgan, 1876 yılında İstanbul'da doğdu. 13 Mayıs 1892 tarihinde girdiği Harp Okulundan 13 Mart 1895 tarihinde teğmen rütbesiyle mezun oldu ve 3'üncü Ordu emrine atandı.

Yunan,Trablusgarp, Balkan Savaşı ve  Birinci Dünya Savaşlarına katılarak 1 Temmuz 1898 tarihinde üsteğmen, 3 Eylül 1905 tarihinde yüzbaşı, 26 Ekim 1911 tarihinde binbaşı, 14 Mart 1916 tarihinde yarbay rütbesine terfi eden  Mehmet Emin Yazgan 29 Mart 1920 tarihinde Anadoluya geçerek 24'üncü Tümen 143'üncü Alay Komutanlığına atandı ve albaylığa yükseltildi. 27 Mart 1921 tarihinde Kocaeli'de bulunan 7'nci Tümen Komutanı, 29 Nisan 1921 tarihinde Sakarya Mıntıka Komutanı, 27 Haziran 1921 tarihinde İzmit Mıntıka Komutanı olarak görev yaptı. 10 Mayıs 1925 tarihinde tümgeneralliğe yükseltilerek 8'inci Tümen Komutanlığına atandı.

İstiklal Madalyası sahibi Tümgeneral Mehmet Emin Yazgan, 1 Kasım 1927 tarihinde  İstanbul Merkez Komutanı olarak atandı ve ve bu görevde iken 8 Ekim 1931 tarihinde emekli oldu. 21 Şubat 1961 tarihinde vefat etti.

Kaynak-Gnl.Kur.Bşklığı.

MEHMET HAYRİ (1879 - 1928)

Kurmay Yarbay Mehmet Hayri, 1879 yılında Konya'da doğdu. 13 Mart 1897 tarihinde girdiği Harp Okulundan Ocak 1901'de teğmen, devam ettiği Harp Akademisinden 4 Ocak 1904 tarihinde kurmay yüzbaşı olarak mezun oldu ve 2'nci Ordu emrine atandı.

25 Mart 1906 tarihinde kurmay kıdemli yüzbaşılığa getirilerek, 2'nci Ordu Kurmaylığına atandı. 29 Temmuz 1909 tarihinde kurmay binbaşı rütbesi ile Edirne Astsubay Okulu Komutanlığı görevine getirildi. 14 Eylül 1915 tarihinde kurmay yarbay rütbesi ile Çatalca Müdafaa Hattı Kurmay Başkanlığına atandı.

Balkan Savaşı ve Birinci Dünya Savaşına katılan Kurmay Yarbay Mehmet Hayri, Anadoluya geçerek 16 Eylül 1920 tarihinde 20'nci Atlı Piyade Tümeni Komutanı olarak atandı ve 18 Mayıs 1921 tarihinde kendi isteği üzerine emekli oldu.

Askerlikten emekli olduktan sonra Rumiye Başkonsolosu ve Üsküp Konsolosu olarak görev yapan İstiklal Madalyası sahibi Kurmay Yarbay Mehmet Hayri 1928 yılında vefat etti.

Kaynak-Gnl.Kur.Bşklığı.

15 Eylül 2017 Cuma

MEHMET HAYRİ TARHAN (1880 - 1934)

Tümgeneral Mehmet Hayri Tarhan,  29 Şubat 1880 tarihinde Tırnovacık'ta doğdu. 13 Mart 1899 tarihinde girdiği Harp Okulundan 9 Ocak 1902 tarihinde teğmen, devam ettiği Harp Akademisinden 11 Ocak 1905 tarihinde kurmay yüzbaşı olarak mezun oldu.

Harp Akademisinden mezun olduktan sonra 4 Şubat 1905 tarihinde 5'inci Ordu emrine atandı. 20 Haziran 1907 tarihinde kurmay kıdemli yüzbaşı ve 27 Kasım 1911 tarihinde  kurmay binbaşı oldu. Balkan Savaşına katılarak, 14 Mart 1916 tarihinde kurmay yarbaylığa yükseltildi ve Birinci Dünya Savaşına katıldı.

21 Haziran 1920 tarihinde Anadolu'ya geçerek Adana Cephesi Kurmay Başkanı ve 23 Kasım 1920   tarihinde 9'uncu Tümen Komutanı olarak atandı. 1 Mart 1921 tarihinde kurmay albaylığa terfi etti.
2 Temmuz 1921 tarihinde Yahşihan Menzil Müfettişi iken Antep Bölge Komutanı olarak atandı. Daha sonra Ankara İtilafnamesinin 8'inci maddesi gereğince oluşturulan Sınır Belirleme Komisyonuna memur edildi. Bu görevi bittikten sonra tekrar Antep Bölge Komutanlığına atandı.

30 Ağustos 1929 tarihinde tümgeneral olan İstiklal Madalyası sahibi Mehmet Hayri Tarhan, 10 Aralık 1934 tarihinde emekli oldu, 11 Aralık 1934 tarihinde ise vefat etti. 

Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı 

7 Eylül 2017 Perşembe

MEHMET HULUSİ CONK (1881 - 1950)

Kurmay Albay Mehmet Hulusi Conk, 1881 yılında İzmir Seferihisar'da doğdu. 14 Mart 1900 tarihinde girdiği Harp Okulundan 6 Aralık 1902 tarihinde teğmen, daha sonra devam ettiği Harp Akademisinden 5 Kasım 1905 tarihinde mümtaz yüzbaşı olarak mezun oldu.

Kurmay binbaşı olarak Balkan Savaşına katıldı, Birinci Dünya Savaşında kurmay yarbaylığa yükseltildi. 12 Nisan 1920 tarihinde İstiklal Savaşı için Anadoluya geçti ve 24'üncü Tümen Komutanlığına atandı. Bu görevle İkinci İnönü, Afyon, Kütahya - Eskişehir Muharebelerine katıldı. 21 Mart 1922 tarihinde  18'inci Tümen Komutanı olarak atandı ve bu tümenle de Büyük Taarruz ve Takip Harekâtına katıldı.

3 Ocak 1923 tarihinde sağlık durumundan dolayı emekliye ayrıldı ancak 22 Ocak 1941 tarihinde İkinci Dünya Savaşı sırasında tekrar hizmete alınarak Manisa Askerlik Dairesi Başkanı olarak görevlendirildi ve 21 Ağustos 1943 tarihinde tekrar emekli edildi.

TBMM tarafından İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiş olan  Kurmay Albay Mehmet Hulusi Conk 10 Ocak 1950'de vefat etti.

Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı

MEHMET MUHİTTİN KURTİŞ (1876 - 1951)

Tümgeneral Mehmet Muhittin Kurtiş, 1876 yılında Şam'da doğdu,  29 Nisan 1893 tarihinde girdiği Harp Okulundan 17 Ağustos 1896 tarihinde teğmen, devam ettiği Harp Akademisinden 17 Ocak 1900 tarihinde kurmay yüzbaşı olarak mezun oldu.

Kurmay yarbay rütbesiyle Trablusgarp ve Balkan Savaşlarına katıldı. Birinci Dünya Savaşında kurmay albay rütbesiyle yer aldı. Mart 1921 sonlarında Millî Mücadele için İnebolu'ya gelerek İstiklal Savaşına katıldı. 30 Ağustos 1931 tarihinde tümgeneral olan Mehmet Muhittin Kurtiş 14 Temmuz 1936 tarihinde emekli oldu. TBMM tarafından İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi ve 7 Ağustos 1951 tarihinde vefat etti.

Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı

27 Ağustos 2017 Pazar

25 Ağustos 2017 Cuma

MEHMET NAZIM YÜCEL (1886 - 1921)

Kurmay Albay Mehmet Nazım Yücel,  1886 yılında İstanbul'da doğdu. 14 Ocak 1905 tarihinde girdiği Harp Okulundan 20 Eylül 1907 tarihinde teğmen, devam ettiği Harp Akademisinden 13 Ağustos 1910 tarihinde kurmay yüzbaşı olarak mezun oldu.
   
Trablusgarp, Balkan ve 1. Dünya Savaşlarına katılarak; 29 Kasım 1914 tarihinde kurmay kıdemli yüzbaşı, 14 Eylül 1916 tarihinde kurmay binbaşılığa yükseltildi.

9 Ocak 1921 tarihinde Anadolu’ya  geçerek İstiklal Savaşına katıldı ve kurmay yarbaylığa yükseltildi. 10 Ocak 1921 tarihinde  4'üncü Piyade Tümeni Komutanlığına atandı ve 16 Temmuz 1921 tarihinde kurmay albaylığa terfi etti.

15 Temmuz 1921 tarihinde  4'üncü Piyade Tümeni Komutanı iken, Eskişehir Muharebesi'nde Yumruçal'da şehit oldu.

Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı

MEHMET RÜŞTÜ SAKARYA (1877 - 1951)

Tümgeneral Mehmet Rüştü Sakarya; 1877 yılında İstanbul'da doğdu. 13 Mayıs 1892 tarihinde girdiği Harp Okulundan 13 Mart 1895 tarihinde teğmen rütbesiyle mezun oldu.

Balkan ve 1nci Dünya savaşlarına katılarak, 18 Aralık 1898 tarihinde yüzbaşı (üsteğmenliği atlamak suretiyle), 10 Temmuz 1902 tarihinde kıdemli yüzbaşı, 1903'te binbaşı, 18 Haziran 1909 tarihinde yarbay, 19 Ekim 1912 tarihinde albaylığa terfi ettirildi.

6 Temmuz 1921 tarihinde İnebolu'dan Anadolu'ya geçerek, 16 Ağustos 1921 tarihinde tümgeneral rütbesi ile 61'inci Tümen Komutanlığına getirildi. Kurtuluş savaşında önemli yararlıklar göstererek TBMM tarafından İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.

25 Mart 1934'te emekli olan Tümgeneral Mehmet Rüştü Sakarya; 2 Aralık 1951 tarihinde vefat etti.

Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı

12 Ağustos 2017 Cumartesi

MEHMET SITKI ÜKE (1877 - 1941)

Tümgeneral Mehmet Sıtkı Üke; 1877 yılında Selanik'te doğdu. 26 Mart 1897'de girdiği Harp Okulundan 1899 yılında teğmen, 7 Ocak 1900'de istihkâm üsteğmen rütbesiyle mezun oldu, 3'üncü Ordu İstihkâm Taburuna atanarak, Hicaz Demir Yolu İşçi Taburunun 4'üncü Bölüğünde görevlendirildi. 27 Nisan 1910'da binbaşı lığa yükseltilerek, piyade sınıfına geçirildi ve 7'nci Ordu 13'üncü Nişancı Taburuna atandı. 29 Kasım 1914'te yarbaylığa atanarak, Kafkas cephesinde Ruslarla yapılan savaşlara katıldı.

11 Ocak 1921'de Anadolu'ya geçerek Albaylığa getirildi ve 24'üncü Piyade Tümeni Komutanı olarak tayin edilerek Millî Mücadele'ye katıldı. 2 Kasım 1921'de Cebel-i Bereket Bölge Komutanı, 20 Mayıs 1922'de Adana ve Havalisi Komutanı, 1 Mart 1923'te 4'üncü Tümen Komutanı olarak görev yaptı. 30 Ağustos 1927'de tümgeneral olan Mehmet Sıtkı Üke 16 Nisan 1935'te kendi isteğiyle emekli olarak siyasete atıldı. V. ve VI. Dönem seçimlerinde Tokat'tan milletvekili seçildi.

İstiklal Madalyası sahibi olan Tümgeneral Mehmet Sıtkı Üke 22 Ekim 1941 tarihinde vefat etti.

Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı

MUSTAFA MÜNİP UZSOY (1878-1988)


Albay Mustafa Münip Uzsoy; 1878 yılında İstanbul'da doğdu. 13 Mayıs 1892'de girdiği Harp Okulundan 13 Mart 1895'te teğmen rütbesiyle mezun oldu. 2'nci Ordu 3'üncü Nizamiye Tümeni 11'inci Piyade Alayı 2'nci Tabur 2'nci Bölüğüne tayin edildi. (Bu bölükle Bulgar Sınır Korumasında görev aldı.) 1897 yılında Bekir Paşa Tugayıyla Yunan Muharebesi'ne katıldı. 2 Temmuz 1898'de üsteğmen yapılarak İstanbul'da Soğukçeşme Askerî Ortaokulu Dâhiliye Subaylığına atandı. Daha sonra Eyüp'te Baytar Askerî Ortaokulunda görev yaptı. 4 Ekim 1905'te yüzbaşılığa atanarak Harp Okulunda Erkân-ı Harbiye'de Dâhiliye subayı oldu. 27 Ocak 1912'de binbaşılığa atanarak Samsun Redif Taburu Komutanlığına getirildi ve bu taburla Balkan Savaşı'na katıldı. 14 Eylül 1915 tarihinde yarbaylığa terfi ettirilerek Çanakkale Kerevizdere'de 36'ncı Alay Komutanlığına getirildi.

8 Şubat 1921 tarihinde İstanbul’dan kaçarak, Anadolu’ya geçti ve 1 Mart 1921 tarihinde albaylığa terfi ettirilerek 17 Mart 1921 tarihinde 24'üncü Piyade Tümen Komutanlığına atandı. 25 Şubat 1931 tarihinde emekli oldu.

1897 Osmanlı - Yunan Savaşı, 1912 - 1913 Balkan Savaşı, 1914 - 1918 Birinci Dünya Savaşı ve 1919 - 1922 İstiklal Savaşlarına katılarak TBMM tarafından İstiklal Madalyası ile ödüllendirilen Albay Mustafa Münip Uzsoy 29 Temmuz 1950 tarihinde vefat etti.

Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı

4 Temmuz 2017 Salı

NAZİF KAYACIK (1872-1951)


Tümgeneral Nazif Kayacık; 1872 yılında İstanbul'da doğdu. Teğmen rütbesi ile 1 Haziran 1890 tarihinde Harp Okulunu bitirdi.

Osmanlı-Yunan, Trablusgarp, Balkan Savaşı ve Birinci Dünya Savaşlarına katıldı.31 Ağustos 1921 tarihinde albay rütbesinde iken  Anadolu'ya geçti. 9 Eylül 1921 tarihinde 3'üncü Kafkas Tümen Komutanı olarak görevlendirildi.

17 Eylül 1930 tarihinde tümgeneral rütbesinde iken emekli olan Nazif Kayacık, TBMM tarafından da İstiklal Madalyası ve Takdirname ile ödüllendirilmiştir.  20 Mart 1951 tarihinde hayatını kaybetti.


Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı

OSMAN ZATİ KOROL (1880-1946)


Tümgeneral Osman Zati Korol; 1880 yılında İzmir'de doğdu. 16 Şubat 1902 tarihinde Mühendishane-i Berrî-i Hümayun (Topçu Okulu)'a girdi. Teğmen olarak 11 Aralık 1904 tarihinde Mühendishane-i Berrî-i Hümayunu bitirdi. Kurmay yüzbaşı olarak 20 Eylül 1907 tarihinde Harp Akademisinden mezun oldu. 

Balkan ve Birinci Dünya Savaşlarına katıldı. Binbaşı rütbesinde iken, 20 Kasım 1920 tarihinde İstanbul'dan kaçarak 12 Aralık 1920 tarihinde  İnebolu üzerinden Ankara'ya geldi ve  Ankara Komutanlığı Kurmay Başkanlığı'na atandı.

1 Mart 1921'de 1'inci Tümen Piyade (Tugay) Komutanı, 25 Ağustos 1921'de 1'inci Süvari Tümen Komutanı, 27 Ekim 1921'de Batı Cephesi Komutanlığı Kurmay Yarbaşkanı olarak Kurtuluş Savaşına katıldı.

TBMM tarafından da İstiklâl Madalyası ve Takdirname ile ödüllendirilen Osman Zati Korol; 27 Temmuz 1938 tarihinde Tümgeneral rütbesinde iken emekli oldu. 21 Eylül 1946 tarihinde vefat etti.


Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı

SADULLAH GÜNEY (1883-1938)



Kurmay Albay Sadullah Güney, 1883 yılında İstanbul Galata'da doğdu. 14 Mart 1900 tarihinde Mühendishane-i Berrî-i Hümayuna kaydolarak, 6 Aralık 1902 tarihinde teğmen rütbesi ile mezun oldu. Harp akademisine girerek,  5 Kasım 1905 tarihinde kurmay yüzbaşı olarak Harp Akademisinden mezun oldu. Trablusgarp, Balkan ve Birinci Dünya Savaşlarında yer aldı.

6 Temmuz 1921 tarihinde İnebolu'ya gelerek Millî Ordu'ya katıldı. 23 Temmuz 1921 tarihinde 46'ncı Tümen Komutanlığına atanarak Kurtuluş savaşında aktif görev aldı. 21 Ekim 1928 tarihinde kendi isteğiyle askerlikten emekliye ayrıldı. 

TBMM tarafından da İstiklal Madalyası ile ödüllendirilen Sadullah Güney 1938 yılında hayatını kaybetti.


Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı

28 Haziran 2017 Çarşamba

OLTU ŞÛRA HÜKUMETİ


1877 - 1878 Osmanlı Rus savaşı sonunda Rus İşgaline uğrayan Oltu, Berlin Antlaşması ile Rusya'ya savaş tazminatı olarak verilmiştir. 1917 Bolşevik ihtilali ile Ruslar çekilirken top ve tüfeklerini Ermenilere bırakarak yöreye Ermenileri hakim kılmışlardır. Rus işgali esnasında ve Ruslar çekildikten sonra Ermeniler bütün Doğu Anadolu’da olduğu gibi Oltu’da da Müslüman halka eziyet etmiş, direnenleri ise acımadan öldürmüşlerdir.

Ermeni mezalimi karşısında, Oltulular milli bir dayanışma göstererek, 25 Mayıs 1919'da Yusuf Ziya Bey ( Yusuf Ziya Haşimoğlu) başkanlığında Oltu İslam Komitesi’ni kurmuş ve Oltu Şura Hükumeti adı altında Oltu’nun bağımsızlığını ilan etmiştir.

Oltu Şura Hükümeti 17 Mayıs 1920' de TBMM Hükümetine katılmıştır.

17 Haziran 2017 Cumartesi

Süleyman SABRİ (1873-1941)


Tümgeneral  Süleyman Sabri 1873 yılında Manastır'da doğdu.  Haziran 1892'de girdiği Harp Okulundan 13 Mart 1895 tarihinde teğmen rütbesiyle mezun oldu. 

Teğmen, üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı ve yarbay rütbeleri ile Yunan, Trablusgarp, Balkan ve Birinci Dünya Savaşlarına katılarak 1919 yılında Anadolu'ya geçti. 30 Ocak 1919'da 14'üncü Kolordu 14'üncü Süvari Alay Komutanı olarak atandı. Daha sonra sırasıyla Akhisar Bölge Komutanı, Yenişehir ve İnegöl Mıntıkaları Komutanı ve 61'inci Tümen Komutan Vekili olarak atandı. 

15 Ekim 1921'de albay, 31 Ağustos 1929'da tümgeneral rütbelerini aldı. 31 Ağustos 1931'de emekli oldu. 3 Kasım 1941'de vefat etti.


Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı

Şerif YAÇAĞAZ (1876 - 1938)


Albay Şerif Yaçağaz 1876 yılında Tatarpazarı'nda doğdu. 13 Mart 1896 tarihinde girdiği Harp Okulundan 25 Aralık 1898 tarihinde teğmen rütbesiyle mezun oldu. Teğmen, üsteğmen yüzbaşı, binbaşı ve yarbay rütbelerinde Balkan ve Birinci Dünya Savaşlarına katıldı.

1920 Mayısında İstanbul'dan kaçarak Ankara'ya geldi ve Yozgat Mevki Komutanı ve Mutasarrıfı olarak görev yaptı. 31 Ocak 1921'de 41'inci Tümen Komutanı olarak tayin edildi ve bu görevi ile Sakarya Meydan Muharebesine katıldı. 27 Ağustos 1922'de El-cezire Cephesinde Siirt'teki 2'nci Tümen Komutanı, 13 Ocak 1923'te İstanbul Merkez Komutanı olarak atandı. 17 Temmuz 1923'te emekli oldu. 5 Ekim 1938 tarihinde vefat etti.

Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı

Şevket Seyfi DÜZGÖREN (1880-1948)


Tümgeneral Şevket Seyfi Düzgören, 22 Temmuz 1880 yılında İstanbul'da doğdu. 14 Mart 1900'de Harp Okuluna girdi. 6 Aralık 1902'de teğmen olarak Harp Okulunu bitirerek, 5 Kasım 1905'te Harp Akademisinden mümtaz yüzbaşı olarak mezun oldu. 

Trablusgarp, Balkan ve Birinci Dünya Savaşlarına katılarak; 25 Nisan 1912'de binbaşı, 14 Mart 1916'da yarbay, Şevket Seyfi Düzgören; 21 Mart 1920'de Milli Mücadeleye katılmak üzere Ankara'ya geldi ve Doğu Cephesi Komutanlığı emrine atandı. 1 Mart 1921'de albay, 30 Ağustos 1927'de mirliva (tümgeneral) rütbelerini aldı.

Ruslar ile müzakereyle görevlendirilen Bekir Sami Bey Heyeti ile Moskova'ya gönderildi. 1 Mart 1921'den itibaren 3'üncü Kafkas Tümen Komutan Vekili, sonra 13'üncü Kafkas Tümen Komutanı, 2 Kasım 1921'de Doğu Cephesi Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulundu.

20 Şubat 1939'da emekliye ayrılan Şevket Seyfi; 1946-1948 yılları arası Mardin Milletvekili olarak TBMM'de görev yaptı, 28 Aralık 1948 tarihinde hayatını kaybetti.

Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı


17 Mayıs 2017 Çarşamba

Veysel ÖZGÜR (1877 - 1931)



Albay Veysel Özgür; 1877 yılında Trabzon'da doğdu. 13 Mayıs 1892 tarihinde de girdiği Harp Okulundan 13 Mart 1895 tarihinde  teğmen rütbesiyle mezun oldu. 26 Eylül 1899'da üsteğmen, 4 Mart 1905'te yüzbaşı,  14 Mart 1911'de kıdemli yüzbaşı,  26 Nisan 1912'de binbaşı, 14 Eylül 1916'da yarbay ve 1 Mart 1921'de albay rütbelerine yükseltildi.

Balkan ve 1nci Dünya savaşlarına takım, bölük, tabur ve alay komutanı olarak katılarak, 28 Ekim 1920 tarihinde  Anadolu'ya geçti. Kurtuluş Savaşında 15'inci Tümen, Kocaeli Grubu emrindeki  Piyade Tümeni ve   7'nci Tümen Komutanlıklarında bulundu.

Kurtuluş Savaşından sonra TBMM tarafından İstiklal Madalyası ile ödüllendirilen Albay Veysel Özgür 26 Mart 1924 tarihinde emekli oldu ve  15 Ekim 1931 tarihinde vefat etti.

Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı


Yusuf İzzet MERT(1876-1922)


Tümgeneral  Yusuf İzzet Mert; 1876 yılında Yozgat'ta doğdu.  28 Nisan 1894 tarihinde Harp Okuluna girerek  17 Ağustos 1896 tarihinde bitirdi ve teğmen rütbesiyle devam ettiği Harp Akademisinden 17 Ocak 1899'da kurmay yüzbaşı olarak mezun oldu.

23 Şubat 1902'de kurmay kıdemli yüzbaşı, 8 Temmuz 1907'de kurmay binbaşı, 26 Nisan 1912'de kurmay yarbay, 23 Kasım 1914'te kurmay albay, 30 Haziran 1915'te tümgeneral  rütbelerini aldı.

1915 yılından itibaren Kafkas Cephesinde görevlendirilerek   1'inci Kafkas Kolordusu Komutanı, 14'üncü Kolordu Komutanı ve Kuzey Kafkas Komutanı  olarak görev yaptı. 2 Temmuz 1920'de Bolu Milletvekili seçildi ve 10 Temmuz 1920'de Meclis'e katıldı. 23 Temmuz 1921'de Batı Cephesine İhtiyat Grubu Komutanı olarak atandı kısa süre sonra  3'üncü Grup Komutanı olarak görevlendirildi. Sakarya Zaferi'nden sonra   Meclis'teki görevine geri döndü.

25 Ağustos 1921 tarihinde TBMM tarafından İstiklal Madalyası ile ödüllendirilen Tümgeneral  Yusuf İzzet Mert , 15 Nisan 1922 tarihinde vefat etti.

Kaynak-Gnl.Kur.Başklığı

11 Nisan 2017 Salı

11 Nisan 1919


Erzurum'a 15. Kolordu Komutanı olarak  atanan Kazım Karabekir Paşa, Mustafa Kemal Paşa'yı Şişli'deki evinde ziyaret ederek ahval hakkında baş başa görüştüler. 

23 Mart 2017 Perşembe

ATATÜRK'E GÖRE KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ


Atatürk, muhafazakar ve geri zihniyetin Türk ulusunu birkaç yüz yıl ilerlemeden alıkoyarak meydana getirdiği yıkımları tamir etmek, Türklüğe kaybettirilen zamanı telafi ettirmek için mücadeleye girişince, ulusun bir yarısını geri ve adeta sosyal hayatın dışında bırakan gelenek ve görenekleri tabiatıyla yıkmaya mecburdu. Kadınları küçümseyen sözlerin söylenmesine kızardı.

-"Kadınlarımızı küçümseyen tarzda konuşanlar,  kendi analarına, eşlerine, kız kardeşlerine ve kızlarına hakaret etmekten başka bir şey yapmıyorlardır." derdi. 

Yusuf Hikmet BAYUR

MİİLİ SIR


Atatürk’ün tarihi nutkunda söylediği milli sır, onun kalbinde kuvvetlendikçe kuvvetleniyordu. O, her adımda daha iyi anlıyordu ki, Türkiye’yi hakiki bir kurtuluşa mahzar kılabilmek için yalnız müstevlileri vatanın harimi ismetinden (içinden) çıkarıp atmak kafi değildir. Onunla beraber Türk milletini icabında düşmanlara pek güzel alet olan sultan ve halifeden de kurtarmak ve bu milleti kendi hakiki milli hakimiyetine sahip olduğu halde tamamen hür ve müstakil kılmak lazımdır.

TBMM’nin Ankara’da 16 Mart-23 Nisan 1920 arasındaki hazırlıklarında bir gün, o zaman Heyeti Temsiliye karargahı olan Ziraat Mektebinde telefon etmek ihtiyacıyla Atatürk’ün salonuna girmiştim. Koca binada yegane telefon orada idi. Selam vererek doğru telefona gittim. Bu aralık Atatürk, yanındaki zatlara hitaben:

-" Canım, bu mesele hakkında Yunus Nadi Beyin fikrini almadık, bir de ona soralım bakalım."

dedikten sonra bana döndü:

- "Kurulması hazırlığıyla uğraştığımız meclisin hakları ve salahiyetleri üzerinde konuşuyorduk. Sizce bu nasıl bir meclis olacaktır?" diye sordu.

Ben yarı şaka, yarı ciddi şu cevabı verdim:

- "Acayip! Arkadaşların burada açılacak meclisle yepyeni bir Türk devleti kurulmakta olduğunda şüpheleri mi var yoksa?"

Atatürk’ün yanında kerli ferli, hepsi birer suretle maruf yedi sekiz kişi vardı. Benim cevabım üzerine hepsinin benzi kül kesildi. Nerede ise dudakları yarılacaktı. Vaziyetin fecaatine (pek acıklı durumun) Atatürk’te dikkat çekerek, bana:

- "Canım, biz ciddi iş konuşuyoruz, sen alayla mukabele ettin."

demiş ve bahsi hafifletmeye ve mecliste hazır olanların korkularını gidermeye müsaraat etmişti (çalışmıştı).

İşte, Atatürk’ün milli sırrı, onun hakikaten sır olarak kalbinde saklamaya itina ettiği bu büyük işti ki, o zaman için ve hatta bir iki yıl sonlarına kadar ondaki takayyüd (özen) ve itinası asla yersiz değildi.

Yunus Nadi ABALIOĞLU

19 Şubat 2017 Pazar

Mustafa Mümin AKSOY (1892-1948)


M.Mümin Aksoy; 1892 yılında İzmir’de doğdu. 1911 yılında asteğmen olarak ordu saflarına katılarak, Trablusgarp'da, Balkan Savaşları sırasında Çatalca ve Edirne’de görev aldı. Birinci Dünya Savaşı sırasında önce Süveyş Kanalı harekatlarına, sonra Çanakkale Savaşı’nda Seddülbahir muharebelerine, daha sonra Kafkas Cephesinde ve Erzurum’ da muharebelere katıldı.

Birinci Dünya Savaşı bitince yüzbaşı rütbesi ile İzmir Jandarma Alay Komutanlığı emrine atandı. 15 Mayıs 1919 günü Yunanlılar İzmir'i işgal ettiğinde ise, ordu ile ilgisi kesilmiş ve ordudan tart edilmiş görüntüsü verilerek düşman içerisinde istihbarat toplamakla görevlendirildi.

İşgal yılları süresince akıcı olarak konuştuğu Rumca sayesinde işgalci Yunanlılarla yakınlaşarak Ankara’dan istenen bilgilere ulaştı ve Ankara’nın işgalcilere iletmek istediği düzmece bilgileri yerine ulaştırdı. Yunanlılarla birlikte olması sonucu İzmir’de yerli halk tarafından hain olarak damgalandı ve Gavur Mümin olarak anılmaya başlandı.

1922 yılında bir çok faydalı faaliyetinden sonra deşifre olarak Yunanlılar tarafından tutuklanarak Yunanistan’a gönderildi, zaferden sonra esir mübadelesi ile 5 Nisan 1923 tarihinde yurda döndü.

M.Mümin Aksoy kurtuluştan sonra Türk Ordusunda hizmete devam ederek, 24 Ocak 1948 tarihinde Albay rütbesinde bulunuyorken vefat etti.

6 Şubat 2017 Pazartesi

ŞÜKRÜ KANATLI (1893-1954)


Orgeneral Şükrü Kanatlı; 1893 yılında İstanbul’da doğdu. 1912 yılında Piyade Teğmen rütbesi ile Harp Okulu'nu bitirdi. 11. Tümen 31. Alay 4. Bölük Takım Komutanlığı'na atandı. Arnavutluk Harekâtı, Balkan ve I. Dünya savaşı ile Kurtuluş Savaşına katılan Şükrü Kanatlı Kurtuluş savaşından sonra 1924 yılında girdiği Harp Akademisi'ni, 1926 yılında bitirerek kurmay oldu.

1939 yılında Hatay’ın Kurtarılması Harekâtına katılarak komutası altındaki birliklerle Hatay'a girdi. 1941 yılında Tuğgeneral, 1943’te Tümgeneral, 1946’da Korgeneral ve 1950’de Orgeneral rütbesine terfi etti.

Tuğgeneral rütbesi ile 39. Tümen Komutan Vekilliği ve 3. Ordu Kurmay Başkan Vekilliği, Tümgeneral rütbesi ile 3. Ordu Kurmay Başkanlığı, 51. Tümen Komutanlığı ve Şark Hudut Komutanlığı, 3. Ordu Kurmay Başkanlığı, Korgeneral rütbesi ile 8. Kolordu Komutanlığı, 23 Ekim 1947 – 28 Mart 1949 tarihleri arasında Jandarma Genel Komutanlığı, Genelkurmay Harekât Yarbaşkanlığı ve Personel Başkanlığı, 15. Kolordu Komutanlığı görevlerinde bulundu. Orgeneral rütbesinde 1. Ordu Komutanı iken 28 Aralık 1951 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığına atandı. Kara Kuvvetleri Komutanı iken, 15 Ocak 1954 tarihinde vefat etti.

4 Şubat 2017 Cumartesi

BUNU BENDEN KİMSE ALAMAZ


Sivas Kongresi için Tokat’tan Sivas’a gidiliyordu. Otomobiller Sivas’a doğru bomboş mesafeler arasında hızlandıktan sonra bir ara düşünceli sessizliğinden ayrıldı; gülümseyerek ve şaşarak dedi ki: 

- İstanbul’dakiler, rütbelerimi, nişanlarımı geri alacaklarmış! Hakları yok ya. Çünkü ben onların her birini bir harp meydanında, bir hizmet mukabili kazanmıştım. Salonlarda, saraylarda değil! Haydi kordonumu alsınlar, o sarayındı. Fakat her ne ise... Zaten ben, o kimselere tekaddüm edip istifamı verdim. Varsın alsınlar!.. “Ancak bunu vermem! Diyerek göğsündeki bu altın imtiyaz madalyasını okşar gibi gösterdi. Bunu benden kimse alamaz! Bunu, Anafartalar’da harp meydanında, ateşin karşısında benim göğsüme taktılar.” Dedi ve sustu.

Gene bugünlerde sarı saçları o dağlardan esen rüzgârlarda savrularak dedi ki: 

- Yahu! Memleketi ben mi batırdım? Yabancıyı Anadolu’ya ben mi soktum? Ben mi nizamı bozdum? Ben kalanı korumak, dağları kurtarmak ve nizamı kurmak için çalışıyorum. Bana müteşekkir olmaları lâzım gelirken, müstevli düşmanlarımızın menfaatine (yararına) uyarak nankörlük ediyorlar. Yanlış yoldadırlar.

Ruşen Eşref Ünaydın

ANADOLU'YA SİLAH VE CEPHANE DEĞİL İDEAL VE İMAN GÖTÜRÜYORUZ


Mustafa Kemal, Yunanlıların İzmir'e asker çıkardıkları 16 Mayıs günü Şişli'deki evinden otomobile atlayarak Galata rıhtımında geldi ve hazırlandığı söylenen Bandırma vapuruna bindi. Hareketinden biraz önce arkadaşlarından biri:

- “İngilizlerin bindiğiniz gemiyi takip etmek, hatta batırmak ihtimalleri vardır,” demişti.

Mustafa Kemal:

- “Burada esir gibi yaşamaktansa Karadeniz'de batmayı tercih ederim,” cevabını verdi.

Sonra yanındakilere Dolmabahçe önünde demirli düşman gemilerini göstererek:

- “Bunlar işte böyle! Dayandıkları şey yalnız demir, çelik ve silah kuvveti! Bildikleri şey yalnız madde. Bunlar hürriyet uğruna ölmeye karar verenlerin kuvvetini anlayamazlar. Biz Anadolu'ya silah ve cephane değil, ideal ve iman götürüyoruz,” dedi.

Kaynak:Falih Rıfkı Atay

8 Ocak 2017 Pazar

ATATÜRKTEN AZ BİLİNENLER


"ATA" LAFINI SEVMEZDİ
Mustafa Kemal Atatürk  "Atatürk" hitabını ilk kez dönemin Türk Dil Kurumu Başkanı bir konuşmasında kullanmış, Mustafa Kemal de çok beğenerek soyadı olarak almıştı. Kendisine "Ata" diye hitap edilmesinden hiç hoşlanmazdı.

EN SEVDİĞİ YEMEK
Manastır Askeri Lisesi yıllarından kalan bir alışkanlıkla hayatı boyunca en sevdiği yemek kuru fasulye ve pilav olarak kaldı. Tatlıya düşkün değildi ama cani istediğinde çok sevdiği gül reçelini tercih ederdi.

EN BÜYÜK HAYALİ DÜNYA TURUNA ÇIKMAKTI
Ömrü yetseydi bir dünya turuna çıkıp Türk dili ve tarihi üzerindeki çalışmalarını genişletmek en büyük hayaliydi.

BAŞUCU KİTABI "ÇALIKUŞU"YDU
Binlerce kitabi vardı. Ama bunların arasında bir tanesini hayatı boyunca hatta cephede bile  başucundan ayırmadı. Reşat Nuri Güntekin'in ünlü "Çalıkuşu" romanını hep yanında taşır, her gün rastgele bir yerinden acar, birkaç sayfa okurdu.

KABUL SALONUNDAKI AT YAVRUSU
Atlardan sonra en sevdiği hayvan köpekti. "Fox" adını verdiği köpeği, Gazi`nin yatağının ayak ucunda uyurdu. Hayvanlara düşkünlüğü o dereceydi ki bir gün misafirlerinin de görebilmesi için yeni doğmuş bir tayla annesinin Çankaya Köşkü kabul salonuna getirilmesini bile emretmişti.

TAM BİR SALON ADAMI
En sevdiği dans valstı. Müzik zevki çeşitlilik gösteriyordu. Klasik Batı müziği dışında Anadolu ezgilerini de severek dinlerdi.

GÖMLEKLERİNİN TÜMÜ BEYAZDI
Gömleklerinin hepsi beyazdı. Bu gömlekler ilk yıllarda İsviçre`de özel olarak dikilirken sonra yerli mali kullanma kampanyasına öncülük edebilmek için Beyoğlu`nda bir terziye diktirilmeye başlanmıştı.

DOLABINDA LACİIVERTE YER YOKTU
Takım elbiselerinin tasarımlarını hep kendisi çizerdi. Lacivert takım giymeyi sevmezdi.

ÖLÇÜLERİ
Boyu 1.74 idi. Hayatinin son dönemlerine kadar 76 olan kilosu hastalığının ilerlemeye başlamasıyla 46'ya kadar düşmüştü. 43 numara siyah rugan ayakkabı giyerdi.

RUMELİ ŞİVESİ
Özenli ve temiz bir Türkçe konuşurdu. Ancak bazı kelimeleri Rumeli şivesiyle telaffuz ederdi.

CUMHURBAŞKANLIĞINDAN SIKILIYORDU.
Hayatinin çoğunu geçirdiği savaş cephelerinden sonra Cumhurbaşkanı olarak geçirdiği yıllar ona bir tecrit yaşantısı gibi geliyor, çok sevdiği halkından ve sade bir vatandaş yaşamından uzaklaştığını düşünüyordu.

KENDİSİ TIRAŞ OLMAZDI
Sabah kahvaltılarıyla arası hiç hoş değildi. Yataktan kalkar kalkmaz odasındaki divanin üzerine bağdaş kurarak oturur, günün ilk kahvesini sigarasını içerdi. Bir özelliği de kendi kendine tıraş olmamasıydı.

DÜZEN TUTKUSU VARDI
Evinde, çevresinde hatta konuk olduğu evlerde bile eğri duran eşyaları düzeltmeden rahat edemezdi.

HOŞGÖRÜLÜ LİDER
Köylünün birinin gazete kağıdına sardığı tutunu içmeye çalışırken eli yanmış, "Alin bunu kendi içsin" diyerek Atatürk`e küfretmişti. Mahkemeye çıkarılacaktı. Atatürk olayı dinledikten sonra "Onu mahkemeye vereceğinize doğru dürüst sigara içmesini temin edin" dedi.

SİGARA PAZARLIĞI
Hastalığının başlangıcında kendisini muayene eden Dr.Fissinger  günde kaç paket sigara içtiğini sormuş, Atatürk "sekiz" demişti. Doktor bunu günde bir pakete indirmesi gerektiğini söyleyince gülümseyerek  cevap vermişti: "Ben zaten bir paket içiyorum. Bundan sonra bunu sizin izninizle yapacağım".

BU NASIL HALKÇILIK
Bir sabah milletvekilleri ile trene binmişti. Kondüktörün milletvekillerinden bilet parası almamasına sasırmış nedenini sormuştu. Trenin milletvekillerine bedava olduğunu öğrenince epey sinirlenmiş, "Ne de güzel halkçılık ama" demişti.

LAİKLİK ADAM OLMAKTIR!
İlk mecliste bir oturum sırasında üyelerden biri laikliğin ne manaya geldiğini anlamadığını söyleyince Gazi çok sinirlenmiş ve elini kürsüye vurarak bir din bilgini olan üyeye cevap vermişti: "Adam olmak demektir hocam, adam olmak!"

KURBANLARI BAĞIŞLARDI
Gittiği yurt gezilerinde kendisi için kurban edilen hayvanlara bakamaz böyle durumlarda sırtını döner yada kesilmelerini engellerdi.

FASULYESİNE POKER
Kumardan hoşlanmaz ama arkadaşlarıyla fasulyesine poker oynardı. Oyun  sonunda kazandıklarını iade ederdi.

BİR RİCASI BAŞ TACIDIR
Bir gün halk arasında dolaşırken çarşaflı bir kadına rastlamış, "Hafız Hanim benim hatırım için başındaki örtüyü acar mısın?" diye sormuştu. Kadın bas örtüsünü açarak, Atatürk`ün önünde  eğildi ve ellerini öptü.

BİLARDO VE YÜZME
Sportmen kişiliği vardı. Her gün at biner, yüzmeye gider ve bilardo oynardı.

EN BAŞARILI DERS
Eğitim hayatı boyunca en başarılı dersi matematikti. Pozitif bilimlere ilgisi hayatı boyunca sürdü.

YAĞCILARA GECIT YOK
Yağcılara çok kızardı Bir aksam sofrasında kendisine gereksiz şekilde iltifat eden Abdülhak Hamit`e müdahale etti.

SON YILBASI GECESI
1937`yi 1938`e bağlayan son yılbaşı gecesini Dışişleri Bakanı Tevfik  Rüştü Aras ile bas basa geçirmişti. O gece dolabındaki bazı  elbiseleri bakana hediye etmişti.

KÖŞKTEKİ GÜVERCİNLİK
Kuşları çok severdi. Çankaya Köşkü`nde özel bir bakıcının ilgilendiği  güvercinliği vardı.

Kaynak: Bilinmeyen Yönleriyle Atatürk