1 Ocak 2026 Perşembe
ÇANKAYA’DA GEZİ VE ÇOCUKLARLA SOHBET...
Öğretmeni Ayşe’ye o gün yurdumuzun düşmanlardan kurtarılması için Ata’nın emrinde milletçe nasıl çok çalışıldığını anlatmıştır. İçinde bulunduğumuz ortamın nasıl meydana getirildiğini öğrenen Ayşe, kardeşi İsmet’i de alarak her zaman olduğu gibi belki Atatürk’ü görürüz diye köşkün etrafında gezip dururlar.
Tesadüf aynı gün, yaveri ve arkadaşlarıyla bir gezinti yapan Atatürk, Ayşe ile kardeşinin köşkü seyrettiklerini görünce yanlarına yaklaştı.
- Adın ne senin yavrum.
- Ayşe.
- Senin adın ne yavrum.
Ayşe’nin kardeşi hemen cevap verdi.
- İsmet.
- Niçin burada dolaşıyorsunuz?
- Sizi görmek istedik efendim.
- Peki ben kimim? Beni niçin görmek istediniz?
İki kardeş bir ağızdan
Gazi Mustafa Kemal Paşasınız.
Atatürk ve yanındakiler gülümsediler.
- Benzettiniz çocuklar ben gazi değilim.
Yine iki kardeş bir ağızdan
- Siz Gazisiniz.
- Peki nereden bildiniz?
Çocuklar aynı ağızdan gür bir sesle,
Çünkü size hiç kimse benzemez.
- Ayşe sen okuyor musun?
- Evet beşinci sınıftayım.
- İsmet sen kaçıncı sınıftasın?
- Üçüncü sınıftayım.
- Ayşe sen ne olmak istiyorsun?
- Öğretmen olmak istiyorum efendim. Öğretmenler yurtlarına yararlı insanlardır. Biz her şeyi öğretmenden öğreniriz. Sizi de öğretmenimiz tanıttı.
- Evet yavrum, biz her şeyimizi öğretmenlere borçluyuz. Beni de öğretmenim Gazi yaptı. Peki İsmet sen ne olmak istiyorsun?
- Asker olacağım. Çünkü sizi çok seviyorum. Yurduma saldıran düşmanın kafasını kıracağım.
Atatürk iki kardeşi bağrına bastı sevdi ve okşadı.
- Aferin çocuklar.
Yanındaki arkadaşlarına dönerek:
- Evet! Milletin bağrından tertemiz bir nesil yetişiyor. Eserimizi bunlara gözümüz arkada kalmadan bırakabileceğiz. Şimdi çok huzurluyum! derken gözleri yaşardı.
Kaynak: http://www.ataturkdevrimleri.com
23 Aralık 2025 Salı
– "Bana buraya biraz bozuk para bırakın. Hizmet eden çocukları sevindirmek istiyorum."
Az sonra Yaver Celâl; bir liralık, 2,5 liralık, beş liralık ve on liralık bir sürü para bıraktı. Yaver çıkınca Atatürk, paraları cebine doldurdu. Üstüne ince bir ceket aldı ve ağaçlı yola doğru açılan kapıya doğru yürüdü. Kapının önünde nöbetçi polis vardı. Dolaşıyormuş gibi yaparak caddeye çıktı. Sonra geçen bir taksiyi çevirmesiyle, atlaması ve gözden kaybolması bir oldu.
Sarayda alarm zilleri çalıyor, telefonlar işliyordu. Ama Atatürk de ortadan yok olmayı başarmıştı.
Araba Boğaza doğru gittiği için, ilgililer, Sarıyer’e doğru uzaklaşacağını hesapladılar, görevlileri de o tarafa gönderdiler. Oysa Atatürk, otomobili Akaretlerden yukarıya çevirmiş, yaz tenhalığından yararlanıp Tepebaşı’nı tutmuştu. Tepebaşı’nda Mazarik adlı bir kokteyl ve yemek salonu vardı.
Atatürk daha Harbiye Öğrencisi olduğu yıllarda buraya gelir, bir masada ya tek başına, ya da arkadaşlarıyla leblebi ile rakı içerdi. Bu akşam da bunu yapacaktı.
Taksiye parasını ödeyerek savdı. Şoföre kimseye buraya geldiğini söylememesini de sıkı sıkı tembihledi. Mazarik’e girdiği zaman, ancak üç masada müşteri vardı ve öteki masalar tümüyle boştu.
Eskiden de geldiği zaman oturduğu barın dibindeki masaya yerleşti. Garsona bir kadeh rakı ısmarladı, leblebi istedi. Önündeki masada oturan bir kadınla erkeğin birbirlerine sokuluşlarına ve konyaklarını birbirlerinin gözlerine bakarak yudumlamalarına dalmış, eski günlerini parça parça zihninden geçiriyordu. Derken, siyah elbiseli bir adam salona girdi. Önce köşede bir masada bir süre oturduktan sonra, kapıya yakın masada oturanların yanına gitti, biraz konuştu. Sonra birlikte salondan çıktılar.
Az sonra adam geri dönmüştü ama, beraber çıktıkları yanında yoktu. Bu kez bir başka masaya gidip oturdu. O masadakiler de kalktılar ve çıktılar. Atatürk dikkat kesilmişti. Siyah elbiseli adam, yeniden salona geldi. Fakat Atatürk’ün önünde oturan masaya yaklaşmaya cesaret edememişti. Bir kenarda gazete okumaya başladı.
Atatürk bu işi iyice merak etmişti. Yüksek sesle adama seslendi:
–" Çocuk !… Gel beri !"
Adam masadan ok gibi fırlamış, selâm durumuna geçmişti ve aralarında şöyle bir konuşma geçti:
– "Buyrun, Atam !"
– "Sen kimsin?"
– "Birinci Şubeden Polis falan filan !"
– "Ne yapıyorsun?"
– Rahatsız edilirsiniz diye, lüzumsuz müşterileri çıkarıyordum !"
–" Lüzumsuz olduklarını sen nereden biliyorsun?"
– "Vali Beyden öyle emir aldım Atam !"
– "Eee !… O da mı burada?"
– "Evet, kapının önünde Atam !"
– "Tuh, Allah cezasını versin !"
Bu sırada Vali de içeriye girmişti. Atatürk’ün öfkelendiğini gördüğü için çok tedirgindi. Bu sefer Atatürk ile Vali Bey arasında şöyle bir konuşma geçer:
–"Bir emriniz var mı sayın Atatürk ?"
– "Siz benim yakamı bırakmaz mısınız, yahu ? Hadi benim peşimde koşturuyorsunuz, şurada kendi hallerinde içkilerini içen masadaki insanları niye tedirgin ettiniz?"
– "Emir buyursanız, bundan sonra gelenleri çevirmez, salonu yine doldururuz !"
Atatürk gerçekten çok kızmıştı şöyle dedi:
– "Ne yapacağını ben biliyorum. Ne kadar polis varsa masalara dolduracak, sonra da beni atlatmış olacaksın değil mi ? Bırak efendim bırak ! Hadi git işine !"
Atatürk kalktı. Keyfi kaçmıştı. Kapıya doğru yürüdü. Peşinden Vali Muhittin Üstündağ özürler dileyerek geliyordu. Atatürk bir de baktı ki; kapının önü otomobiller, resmi, sivil polisler, saray muhafızları ile dolmuştu. Döndü Vali Beye sordu:
– "Müşterilerin bunlar mıydı?"
Sonra otomobillerden birine atlayıp Dolmabahçe Sarayı’nın yolunu tuttu. Tüm uğraşısı sıradan bir insan gibi halkın arasında olmak ve bir kadeh rakısını yudumlamaktı.
Kaynak: İsmet Bozdağ, Atatürk’ün Sofrası
1 Aralık 2025 Pazartesi
SABİT GÖZÜGEÇGEL (1877-1938)
4 Kasım 2025 Salı
ABDÜLGAFUR IŞTIN 1882-1951
Abdülgafur Efendi, Yunan işgali başlayınca, Balıkesir
Kuva-yı Milliyesi Heyeti Merkeziye üyeliğine seçilerek Kurtuluş Savaşına Kuvvacı
olarak fiilen katıldı.
I. Dönem (23.04.1920 - 11.08.1923) Karesi Milletvekili
seçilerek TBMM’de yasama çalışmalarına katıldı. 2 Temmuz 1951’de hayatını
kaybetti. Kırmızı-Yeşil Şeritli İstiklal Madalyası sahibiydi.
4 Ekim 2025 Cumartesi
EŞREF AKMAN (1862-1938)
Dr.Eşref Akman; 1862 yılında bugün Yunanistan sınırları içerisinde bulunan Yanya-Libohova da doğu. İlk eğitimini Yanya’da tamamlayarak, İstanbul Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye-i Şahane (İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi) den mezun olarak Kosova’ya operatör dr olarak atandı. İştip İlçesi Belediye Tabîbi, Üsküp Belediye Tabîbi, Adana İl Sağlık Müfettişi ve Sıhhiye Müdürü olark görev yaptı.
Adana Sıhhiye Müdürlüğü görevi esnasında, Adana Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti Üyeliğine seçildi. Adana’dan TBMM’ye I. Dönem Adana Milletvekili seçilerek 9 Mayıs 1920’de TBMM’de yasama çalışmalarına katıldı. Bir süre sonra bölgesinde millî mücadele için faaliyette bulunmak üzere izinli sayılarak Meclisten ayrıldı. Bu izni 28 Şubat 1921 tarihine kadar sürdü. 5 Mart 1921’de Sağlık ve Sosyal Yardım Komisyonuna seçildi.
6 Eylül 2025 Cumartesi
MAZHAR GERMEN (1884-1967)
Dr. Mazhar Germen 1884 yılında Aydın’da doğdu, İlk ve orta eğitimini Aydın’da tamamlayarak, İstanbul Tıbbiye-i Mülkiye-i Şahane den mezun oldu. Sırasıyla Balıkesir Livası Fırat Nahiyesi tabipliği, Soma Belediye tabipliği, Gelibolu Muharebesi Mevki Hudut Taburları tabipliği, 11.Fırka Topçu Alayı ve 1.Ordu Menzil Nokta tabiplikleri, Menzil, Nakil ve Mecruhiye Katarları ile efradı Sıhhiye Deposu baştabipliği, Eskişehir Askeri Hastanesi baştabipliği yaptı.
İzmir’in işgali üzerine Aydın Kuvâ-yi Milliye teşkilatının kurulmasına öncülük ederek işgalci Yunanlılara karşı gerilla savaşı verdi ve önemli başarılar elde etti. TBMM I., II., III., IV., V., VI., VII.ve VIII. dönem Aydın milletvekilliği ile 1. Ali Fethi Okyar Hükümetinde Sıhhiye ve İçtimai Muavenet Vekilliği (Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı) yaptı.Kırmızı-yeşil şeritli İstiklal Madalyası sahibi Dr. Mazhar GERMEN 6 Kasım 1967 tarihinde İstanbul’da hayatını kaybetti.
1 Ağustos 2025 Cuma
AHMET ŞÜKRÜ OĞUZ (1881-1953)
I. Dünya Savaşı sırasında Teşkilat-ı Mahsusa'da görev yaptı. Bölük komutanlığı, İstanbul Piyade Atış Okulu öğretmenliği, İstanbul Merkez Kumandanlığı askerî inzibat subaylığı, harbiye nezâret yaverliği yaptı. Sarıkamış, Çanakkale ve Anafartalar cephelerinde görev yaptı. Meclis-i Mebûsan muhafız tabur komutanlığı, hücum taburu kuruculuğu ve genel karargâh hücum şubesi başkanlığı yaptı.
İstanbul ve Havalisi Kuvâ-yi Milliye Komutanlığı, Kocaeli 11. ve 38. Alay komutanlıkları, Konya 4. depo alay komutanlığı, TBMM I. Dönem Istanbul milletvekilliği, Divân-ı Riyâset idâre memurluğu yaptı. İstanbul milletvekili olarak birinci Büyük Millet Meclisi'nde görev yaptı. Gürcüler TBMM'nin verdiği nota üzerine Artvin'i boşalttıktan sonra, Artvin ilini meclis adına teslim almakla görevlendirilen ordu birliğinin başında görev yaptı.
İstiklal Savaşında gösterdiği kahramanlıklar nedeniyle TBMM tarafından Kırmızı-yeşil şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. 1953 yılında İstanbul’da vefat etti.




