TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2023 Cuma

MALKOÇ KÖPRÜSÜ BASKINI

                          
16 Haziran 1919 Yörük Efe Müfrezesi Malkoç köprüsüne baskın yaparak, köprüyü  korumakla görevli Yunan birliğini imha etti. Baskına, Yüzbaşı Ahmet Bey, Topçu Mülazımı Şükrü Bey (Şükrü Oğuz Alpkaya), Mülazım evveli Kadri Bey, Piyade Mülazım evvel Hasan Zekai Bey, İhtiyat Topçu Mülazım Necmettin Bey, Yörük Ali Efe, Kıllıoğlu Hüseyin Efe, Habibin Ali Efe, Gurbetin Ali Efe, İsabeylili Ese Efe, Orhaniyeli Kara Durmuş Efe, Sancaktarın Ali Efe, Dokuzun Mehmet Efe, İmamköylü Çete Ayşe Efe, Mesutlulu Mestan Efe, Adagideli Âlim Efe, Kütahyalı Recep Çavuş, Tavaslı Teke İmam Oğlu Mustafa, Mergümeli Ali ile birlikte Asaf Gökbel, Asteğmen Necmettin Bey, Giritli Memduh Bey, Kınalı Dokuz Efe, Gülbayram gibi gönüllüler ve zeybek kızanlar katıldı.



8 Eylül 2021 Çarşamba

8 EYLÜL 1920 TÜRKİSTAN ALTINLARININ ERZURUM'A GELİŞİ

8 Eylül 1920; Külçe altın halinde ilk parti Türkistan yardımı Erzurum'a gelerek Ankara'ya gönderilmek üzere teslim alındı.

"Kurtuluş Savaşı günlerinde, biz Türklerin en son kalan bir yarımada Anadolu'dan başka gidecek yerimiz yok. O da düşman tarafından basılmıştır. Türk kardeşlerimize askeri bir yardımda bulunamıyoruz. Kısa bir zamanda biz de Bolşeviklerce devlet olarak dağıtılacağız. Hazinemizdeki külçe altınların Atatürk Hükümetine verilmesini sizlerden ağlayarak rica etmekteyim."

Buhara Cumhurbaşkanı, Osman Kocaoğlu

Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan

3 Aralık 2018 Pazartesi

SAMSUN YOLCULUĞU VE SAMSUN'A VARIŞ

Galata rıhtımından, 16 Mayıs günü akşam üzeri kalkan bir motorla Bandırma vapuruna geldik. Vapur, Kızkulesi açıklarında demir atmış bizi bekliyordu. Hemen hareket ettik.

Karadeniz’de müthiş bir dalga vardı. Vapurumuz, denizde fındık kabuğu gibi sallanıyordu. Bizleri deniz tutmuştu. Boyuna kusuyorduk. Kamaramızdan dışarı çıkamaz hale gelmiştik. Deniz biraz durulunca güverteye çıkıyor, biraz hava alıyorduk. O zaman Atatürk de kaptan köşküne çıkıyor kaptana emirler veriyordu.

18 Mayıs günü, öğleye doğru Sinop’a gelindi. Deniz biraz sakinleşmişti.  Sinop açıklarında vapurumuz demirledi.

Atatürk, Samsun’da ordu müfettişi olarak gösterişli bir karşılama yapılsın istiyordu. Bu ilgiyi kendisi için istemiyordu; fakat hem dış güçlere karşı bir gözdağı olur, hem de morali bozulmuş halk üzerinde etkileyici bir rol oynar düşüncesinde idi. Çünkü Samsun’da bile bir İngiliz kontrol birliği yerleşmiş; yöredeki bütün milli hareketleri kontrol ediyor ve gerekli önlemleri Osmanlı hükümetine aldırıyordu. Bu nedenle, gemiye istenen bir sandalla sahile çıkıp telgrafhaneden, Samsun Tümen Komutanlığı’na, Samsun’a gelmekte olduğumuzu bildiren bir telgraf çektik. Bazı ihtiyaçları da alarak gemiye geri döndük. Hemen hareket edildi. Fakat denize açılınca vapur yine sallanmaya başladı. Hepimiz sarhoş gibiydik. “Allah’ım, sahile hayırlısı ile bir çıksak!” diye dua ediyorduk.

Nihayet 19 Mayıs 1919 günü sabah saat altı sularında gün ağarırken Samsun görüldü. Deniz de iyice sakinleşmişti. İnmek için hazırlıklara başladık. Hepimiz perişandık. Sağ salim karaya çıkacağımız için Allah’a şükrediyorduk.

Bir ara vapurun güvertesine bir göz attım. Bir de baktım ki, Atatürk tıraş olup, tertemiz paşa elbiselerini giyinmişler; sapasağlam ve dipdiri, bir heykel gibi, bir kuvvet ilahı gibi elleri arkalarında Samsun’a bakmıyorlar mı? Sanki fındık kabuğu gibi üç gündür sallanan bu vapurla o yolculuğu yapmamışlardı. Ben, onu görünce halimizden utandım. Çünkü, Atatürk de bir kara subayı idi. Kendileriyle ta Halep’ten beri beraberdim. Belki de, on defa açık denizde yolculuk yapmamışlardı. Hemen kamaralarımıza koşarak kendimize çeki düzen verdik. Tıraş olup, kılık kıyafetimizi Atatürk’e uyacak şekilde düzelttik. Sonra küçük bir sandalla sahile çıktık. Sahilde bizi, derme çatma bir bando ve oradan buradan toplanan derme çatma küçük bir askeri birlik ve halk karşıladı. Sahile çıkar çıkmaz, emrindeki bütün askeri birlik ve idare amirliklere telgraf çektirerek son askeri durum hakkında acele rapor ve bilgi vermelerini emrettiler.

Ertesi gün, İzmir’in işgali nedeniyle Sadrazam Damat Ferit Paşa’ya, “İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali; yakından ilgilendiğim ordu mensuplarını ve milleti düşünülemeyecek derecede üzmüştür. Bu gibi hareketleri kesinlikle kabul etmeyeceklerdir.” diye bir telgraf çekmişlerdir.

Muzaffer Kılıç

27 Ağustos 2017 Pazar

3 Eylül 2015 Perşembe

15 Eylül 2012 Cumartesi

KURTULUŞ SAVAŞIMIZ

Türk Kurtuluş Savaşı, İstiklâl Harbi, Türk İstiklâl Harbi ya da Millî Mücadele olarak adlandırılan, I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu'nun İtilaf Devletleri'nce işgali sonucunda Misak-ı Millî sınırları içinde ülke bütünlüğünü korumak için girişilen çok cepheli siyasi ve askeri mücadele. 1919-1922 yılları arasında gerçekleşmiş ve 11 Ekim 1922'de imzalanan Mudanya Mütarekesi ile fiilen, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması ile resmen sona ermiştir. 

Kurtuluş Savaşı, dört belirgin döneme ayrılabilir:

I. Dünya Savaşı sonrası dönemi:

Mondros Mütarekesi'nin yürürlüğe girdiği 30 Ekim 1918'den, Mustafa Kemal Paşa'nın 9. Ordu müfettişi olarak Anadolu'ya yola çıktığı 19 Mayıs 1919'a kadardır

Örgütlenme dönemi:

Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışından, Ankara'daki Büyük Millet Meclisi'nin açıldığı 23 Nisan 1920'ye kadardır. 

Hakimiyetin sağlanması dönemi: 

23 Nisan 1920'den, Londra Barış Konferansı'nın ikinci safhasının başladığı Mart 1922'ye kadardır.

Barışın sağlanması dönemi:

Mart 1922'den, Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim 1923'e kadardır.

Kaynak-Türk Tarih Kurumu, Gen.Kur.Bşk., Harp Tarihi

KURTULUŞ SAVAŞIMIZ-Doğu Cephesi;


I. Dünya Savaşı'nda, Kafkas Cephesi'nin açılması üzerine Ermenilerle Ruslar işbirliğine yönelmişler ve Rusların kışkırtmalarıyla Osmanlılara saldırmaya başlamışlardır. Rusya’da ihtilal gerçekleşince Ruslar, Doğu Anadolu’da işgal ettikleri yerleri Türklere bırakarak geri çekildiler. Bu arada merkezi Erivan olan bir Ermeni devleti kuruldu (28 Mayıs 1918). Ruslar çekilirken daha Türk ordusu bölgeye ulaşmadan Ermeniler, Rusların yerini aldı ve Doğu Anadolu’nun kendilerine ait olduğunu ileri sürüp, Gümrü, Iğdır, Arpaçay ve Aras’a kadar ilerlediler.

I. Dünya Savaşı'nın sona ermesi ve bölgede bulunan Türk 3'ncü Ordusu'nun 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi gereğince Kafkasya'yı boşaltması sonucu Kafkaslar ‘da, Ermenistan başta olmak üzere Gürcistan, Azerbaycan ve Nahcivan Cumhuriyetleri kuruldu. Bu boşaltma sırasında muhtemel Ermeni saldırı ve tecavüzlerine karşı da Türk halkını korumak maksadıyla Ardahan, Batum bölgesinde Acara Şura Hükûmeti, Kars-Oltu-Sarıkamış-Kağızman bölgelerinde ise Güneybatı Kafkas Geçici Milli Hükûmeti kuruldu. Ancak bu iki hükümet 3 ay sonra İngilizler tarafından dağıtıldı. Bu olaydan sonra bölgenin Ermeni saldırılarına karşı savunulması, karargahı Erzurum'da bulunan 15'nci Kolordu tarafından sağlandı.

10 Ağustos 1920 Sevr Antlaşması hükümlerine dayanarak Büyük Ermenistan'ı kurmak isteyen Ermeni tedhiş hareketleri sonunda bölgedeki durum giderek gerginleşti. İtilaf Devletleri, Akdeniz ve Karadeniz’e çıkış kapıları olacak ve sınırları Wilson tarafından çizilecek Büyük Ermenistan düşünü gerçekleştirmek için Sevr Antlaşması’na bir madde koydular.

TBMM Hükümeti artan Ermeni sorunlarına ve yayılmacılığına son vermek amacıyla 20 Eylül 1920'de bölgede bir askeri harekat yapılmasına karar verdi. 15. Kolordu Komutanı Musa Kâzım Karabekir'i tam yetkiyle Doğu Cephesi Komutanlığına atadı.

28 Eylül 1920'de saldırıya geçen Kâzım Karabekir kuvvetleri, birkaç gün içerisinde Ardeşen-Yusufeli-Oltu-Bayezit hattını aşarak Drastamat Kanayan komutasında Ermeni kuvvetleriyle çatışmaya girdi. İlk cephe Oltu Muharebesi oldu. Daha sonra Simon Vratsian ve Artashes Babalian komutasında olan Ermeni Güçleriyle Sarıkamış Muharebesi (1920) ve Kars Muharebesi yapıldı. Kars'ın doğusuna çekilen Ermeniler Bolşevik Rusya'dan ve ABD'den yardım istedi. Bolşevik Rusya bu Kafkasya’yı kendi nüfuz alanı olarak gördüğünden dolayı ve Türk Kurtuluş Savaşı'nı desteklediği için yardım etmeyi reddetti. ABD'den de olumlu yanıt alamayan Ermeniler, işgal ettikleri Erzurum, Kars, ve çevresini Kazım Karabekir kuvvetlerine bıraktı ve bugünkü Ermenistan'ın batısına çekildi. Kazım Karabekir’in kuvvetleri Ermeni birliklerini daha ileri sürerek Gümrü'ye kadar takip etti. Burada Gümrü Muharebesi yapıldı. Yenilen Ermeniler barış istedi.

Barış isteğini kabul eden TBMM Hükümeti 2 Aralık 1920'de Ermenistan'la Gümrü Antlaşmasını imzaladı. Antlaşmaya göre Batum, Sarıkamış, Kars, Ağrı, Erzurum, Artvin, Oltu ve çevresi TBMM Hükümetine bırakılırken savaş esnasında Kazım Karabekir kuvvetlerinin eline geçen Gümrü kenti ise Ermenistan'a bırakıldı. Ayrıca, Mondros sonrasında Ermenistan'a bırakılan Tuzluca (Kulp) kazası da TBMM hükümetinin kontrolüne kaldı. 


Kaynak-Türk Tarih Kurumu, Gen.Kur.Bşk., Harp Tarihi

KURTULUŞ SAVAŞIMIZ-Güney Cephesi;

Türk-Fransız Cephesi veya Güney Cephesi Kurtuluş Savaşı Milli kuvvetlerin Fransız lejyoner birliklerine (Fransız, Cezayir ve Ermeni Askerlerinden oluşan) karşı verdikleri savaşı kapsamaktadır. İngilizler Musul, İskenderun, Kilis, Antep, Maraş, Elbistan ve Urfa’yı işgal ettiler. Fransızlar ise Adana, Mersin ve Osmaniye’yi işgal ettiler. 

İşgalin sonlandırılmasında Molla Mehmet Karayılan 6400 civarında şehit vererek Fransızlara kendi birliğinin onlarca misli kayıp verdirdi. Böylece Karayılan Antep'te efsane oldu. 

Maraş’ta, Sütçü İmam’ın önderliğini yaptığı mücadele sonunda Maraş’ta tutunamayan düşman şehri terk etmek zorunda kaldı (12 Şubat 1920). Urfa şehrinde Ali Saip (Ursavaş) Bey tarafından teşkilatlandırılan Türk direnişi başarıyla sonuçlandı. Fransızlar 11 Nisan 1920’de şehri boşalttılar.

Antep halkı 1 Nisan 1920’de Fransızlara karşı ayaklandıysa da 9 Şubat 1921’de teslim oldu. TBMM, Fransa ile Ankara Anlaşması’nı imzalayarak Güney Cephesini kapatmak zorunda kaldı. 

Kaynak-Türk Tarih Kurumu, Gen.Kur.Bşk., Harp Tarihi

KURTULUŞ SAVAŞIMIZ-Batı Cephesi;


Buradaki Savaşlar, İzmir-Bursa-Balıkesir-Kütahya-Eskişehir hattında gerçekleşti. Müttefik devletler tarafından 18 Nisan 1920'de Paris'in Sèvres banliyösünde ilan edilen Sevr Antlaşması Türkiye'den önemli bazı toprakların alınmasını ve Türk devletinin müttefikler kontrolü altında bir tür yarı-bağımsız statüde yönetilmesini öngörmekteydi. Türk tarafının anlaşmayı imzalamayı Mısak-ı Milliye'ye karşı bulduğu için müttefikler, Yunan ordusunu Anadolu içine sevk ettiler. Temmuz ayında Bursa, Ağustos'ta Uşak Yunanlılar tarafından işgal edildi. Yıl sonunda Yunan ordusu Eskişehir ve Kütahya'yı tehdit etmeye başladı. Bu sırada çıkan Çerkez Ethem İsyanı Türk savunmasını zor durumda bırakarak, Yunanlıların mevzilerini ilerletmesine yardımcı oldu.

Batı Cephesi komutanlığına atanan İsmet Bey, Ocak 1921'de Birinci İnönü Muharebesi ve Mart 1921'de İkinci İnönü Muharebesi'nde Yunan ilerlemesini durdurdu. İnönü zaferleri, milli ordu projesinin başarısını kanıtlayarak TBMM hükümetinin otoritesini pekiştirdi, Milli Mücadelenin nihai zaferine olan güveni sağladı. 27 Mart'ta Afyon'un kaybedilmesi bu zafer duygusunu ancak kısmen gölgeleyebildi. Temmuz 1921'de Yunan Kuvvetleri Garp Cephesi ordularını Kütahya-Eskişehir Muharebelerinde yenilgiye uğratarak çevirme harekatıyla yok etmek üzereyken, komutayı bizzat ele alan Mustafa Kemal ve Fevzi Paşa, Türk birliklerini süratle geri çekerek Sakarya nehri kıyılarına çektiler.

Ancak 23 Ağustos - 13 Eylül arasında süren Sakarya Meydan Muharebesi ile Yunan taarruzu püskürtüldü. Bu zafer nedeniyle Mustafa Kemal Paşa'ya müşir (mareşal) rütbesi ve Başkumandan payesi verildi.

Nihayet 26 Ağustos 1922'de Afyon'un doğusundaki mevzilerden taarruza geçen Türk ordusu, 30 Ağustos'taki Dumlupınar Meydan Muharebesi'nde Yunanlıları kesin yenilgiye uğrattı. Tamamen dağılan Yunan ordusunun boşalttığı Ege bölgesi birkaç gün içinde Türk kuvvetlerinin eline geçti. Nihayet 9 Eylül'de Türk orduları İzmir'e girerek Yunan işgaline son verdi.

Kaynak-Türk Tarih Kurumu, Gen.Kur.Bşk., Harp Tarihi

KURTULUŞ SAVAŞIMIZ-İç Cephe;

Ulusal Kurtuluş Savaşı boyunca Anadolu'nun çeşitli yerlerinde birçok ayaklanmalar çıkmıştır. Bu ayaklanmaların bir bölümü, Anadolu topraklarının bir bölümü üzerinde yeni bir devlet kurmayı amaçlayan, diğer bölümü ise, saltanat ve hilafete geleneksel ve dinsel bakımdan bağlı olanlarca çıkarılmış isyan hareketleridir. Hıyanet, kin ve taassubun yarattığı isyanların amacı; milli hareketi boğmaktır. Atatürk, öncelikle iç isyanların bastırılmasına, ülkede iç güvenliğin sağlanmasına son derece önem vermiştir. Bir yandan vatana ihanet yasası çıkarılırken, öbür yandan da iç isyanları bastırmada kullanılmak üzere Seyyar Jandarma Müfrezeleri kurulmuştur. Ayaklanmalar milli mücadeleyi geciktirmiştir.

Aznavur İsyanı;
(2 Kasım 1919-16 Nisan 1920) Manyas Susurluk-Gönen Ulubat dolaylarında Aznavur'un çıkardığı ayaklanmayı önce Milli kuvvetler, sonrada Çerkez Ethem bastırmıştır. Halifelik ordusu (Kuva-i İnzibatiye) İstanbul yönüne geçişi sağlayan Geyve ve çevresinde iyi donatılmış Kuva-i Milliye'ye karşı İngilizlerin desteği ile kurulan Halifelik Ordusu. Milli Kuvvetler tarafından dağıtılmıştır.

Ali Galip İsyanı;
Sadrazam Damat Ferit Paşa hükûmetinin, Elazığ Valisi Ali Galip Bey’in önderliğinde Sivas Kongresinin yapılmasını engellemeye ve Mustafa Kemal Paşa'yı ortadan kaldırmaya, Heyet-i Temsiliye ve Milli Mücadeleyi durdurmaya çalıştığı girişimi. Bu olaya Elazığ Valisi Ali Galip Bey'in yanı sıra Malatya Mutasarrıfı Halil Bey, İngiliz istihbarat Binbaşısı ] Covbertin Noel ve Kürt Teali Cemiyeti'nin kurucularından olan Kürt aşiret reislerinin oğulları da katılmıştır. Harput'tan 15'nci Alay Kumandanı makineli tüfekle mücehhez bir müfreze-i askeriye, Aziziye'den iki süvari bölüğü, Siverek'ten Malatya'daki Onikinci Süvari Alayına bağlı bölük Malatya üzerine gönderilerek ayaklanma bastırılmıştır.

Aynacıoğulları Ayaklanması;
Aynacıoğlu Rüştü (Ali), Aynacıoğlu Hasan (Haydar), Aynacıoğlu Mehmet ve Aynacıoğlu Deli Hacı lakaplı isyancılar önderliğinde 1919-1920 yılları arasında TBMM güçlerine karşı radikal dini sebeplerle, Çiftlik Bucağı (Çamlıbel - Artova) ve Tokat, Yıldızeli, Mecitözü, Amasya, Çorum, Alaca, Sungurlu, Sorgun, Yozgat, Delice, Kırşehir, Maden, Karamağara, Haymana, Çiçekdağı, Akdağmadeni yörelerinde 300 ile 600 atlı arasında değişen güç ile başlayan ayaklanma Çerkes Ethem kuvvetlerince bastırılmıştır.

Demirci Mehmet Efe Ayaklanması;
TBMM Hükümeti, 9 Kasım 1920 tarihinde aldığı bir kararla Batı Cephesi'nin ikiye ayrılmasına ve milli kuvvetlerin ordu bünyesinde yer almasına karar verince, Demirci Mehmet Efe'nin, 300 adamının kurulacak bir süvari alayına aktarılması gündeme geldi. Çerkez Ethem’in efenin aklını çelmesi sonucunda Demirci Mehmet Efe bu karara karşı çıkarakisyan etti. 16 Aralık 1920 sabahı Demirci Mehmet Efe'nin bulunduğu İğdecik düzenli ordu tarafından basılarak, Demirci Mehmet Efe Albay Mehmet Şefik Aker tarafından düzenliorduya katılmaya ikna edildi.

Yozgat Ayaklanması;
İşgalciler kendi etki alanlarındaki milli uyanışı ezmek için her çareye işbirliği yapıp din sömürücülerini kullanarak çok sayıda ayaklanma çıkarmışlardır. Yozgat Ayaklanması kuvay-ı seyyare tarafından bastırılmıştır.

Konya Ayaklanması;
Din duygusu kullanılarak Fransız, İngiliz, İtalyan ajanlarının kışkırtmalarıyla çıkarılan Konya Ayaklanması Milli kuvvetlerce bastırılmıştır.

Afyon Ayaklanması;
Yunan ajanlarının kışkırtması sonucunda Çopur Musa adlı çıkar düşkününü çopur bir ermeni tohumunun çıkarttığı Afyon Ayaklanması, Kuvayı Milliye tarafından bastırılmıştır.

Koçgiri ve diğer Kürt İsyanları;
Koçgiri İsyanı; 1921 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti'ne karşı Koçgiri, Pezgavır, Maksudan, Aslanan, Kurmeşan, Parçikan, Cenbergan, İzol ve Giniyan aşiretlerinin içinde bulunduğu bir isyandır ve Koçgiri aşireti reisi Alişan Bey tarafından yönetilmiştir. Sevr Antlaşması'nın uygulanması ile Diyarbakır, Van, Bitlis, Elazığ, Dersim ve Koçgiri'den oluşan bağımsız Kürt devleti kurulmasını isteyen bu isyan, Sakallı Nurettin Paşanın Merkez Ordusu'nun emrinde Topal Osman Ağanın bizzat komuta ettiği 42. ve 47. Giresun Alayları tarafından bastırılmıştır.
Milli Aşireti İsyanı; Güneydoğu Anadolu'da Fransa, İngiltere ve Ermeni faaliyetlerinin artması, bölgede yaşayan Kürt aşiretlerini de kışkırtmaları sonucunda aşiretler ayaklanmıştır. Aşiret liderlerinden Mahmut, İsmail, Halil ve diğer şahıslar Fransız ve İngilizlerle temasa geçerek Siirt'ten Tunceli'ye kadar olan bölgeyi idareleri altına almaya teşebbüs ettiler. Bu ayaklanmanın amacı bir kürt devleti kurmaktı. Asilerin temizlenmesi için 13. Kolordudan Beşinci Tümen görevlendirildi. Devlete bağlı vatansever aşiretlerin de desteği ile isyancılar yenilerek daha güneye Suriye’ye kaçtılar.

Ermeni ve Pontus İsyanları;
Fransızların desteğiyle 10 Temmuz 1920'de Adana'ya giren Ermeni İntikam Alayı'nın ayrıca doğu illerinde yaşayan Ermeni azınlığı da örgütleyerek kışkırtması sonucu çıkan isyanlar ile Doğu Karadeniz’deki Pontus isyanları , yerel halkın ve Milli Kuvvelerin başarısı ile sonuçlandı.

Aralık 1920 de başlayan bu ayaklanma ve isyanlar kesin zaferin kazanılmasından sonra 1923' de tam olarak bastırıldı.

Kaynak-Türk Tarih Kurumu, Gen.Kur.Bşk., Harp Tarihi