Geçmiş olsun Türkiye'm.
Kayıplarımıza Rabbim rahmet, sağ ve yaralı kurtulanlara güç kuvvet versin.
Kış kıyamet günü bütün ÜLKEMİZ ve hepimiz için çok büyük bir sınav. Bir arada üstesinden gelmeliyiz. Ateş sadece düştüğü yeri yakmamalı.
Türkiye ve Türklük üzerine bilgiler, belgeler, kaybedilen değerler, adetler ve gelenekler.
Geçmiş olsun Türkiye'm.
Kayıplarımıza Rabbim rahmet, sağ ve yaralı kurtulanlara güç kuvvet versin.
Kış kıyamet günü bütün ÜLKEMİZ ve hepimiz için çok büyük bir sınav. Bir arada üstesinden gelmeliyiz. Ateş sadece düştüğü yeri yakmamalı.
Sabah sabah dünyam karardı. Yine kahpece bir pusu, yine karakol baskını ve yine yarım düzine şehit ve ağır yaralı canımız ciğerimiz! Yine YURDUN çeşitli köşelerinde sönen ocaklar ve parçalanan yüreklerimiz.

AZERBAYCAN yönetiminin Bakü’deki şehitlikte Türk bayraklarını indirmesi fevkalade hazin bir hadisedir. İlham Aliyev yönetimine kısa bir hatırlatma yapmak isterim. 1918 başları... Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusu yenilmeye başlamıştır. Bolşevik Devrimi ile Rus ordusu da çözülmüş, Kafkasya’da askeri boşluk teşekkül etmiştir.
28 Mayıs’ta Musavat Partisi lideri Mehmet Emin Resulzade’nin liderliğinde bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti ilan edilmiştir. Fakat askeri boşluktan yararlanan Ermeni orduları, İngilizlerin de desteğiyle saldırıya geçerek, katliamlarla, evvela Gence’yi, ardından Bakü’yü almışlardır.
Resulzade’nin yardım talebi üzerine Enver Paşa, 29 yaşındaki General Nuri Paşa’nın komutasında bir “Kafkas İslam Ordusu” teşkil ederek harekât emri veriyor. Bu ordu önce Gence’yi, 15 Eylül’de de Bakü’yü kurtaracaktır. Bu harekât boyunca Türk ordusu, Azerbaycan’ı kurtarmak için 1130 şehit vermiştir!
Büyük Azeri şairi şehit Ahmet Cevat “Çırpınırdı Karadeniz” diye başlayan ünlü şiirini o zaman yazmıştır: Vefalı Türk geldi yine
Selam Türkün bayrağına!
İşte Aliyev yönetimi, Azerbaycan’ı kurtarmak için can veren o şehitlerin üstündeki bayrağı indirmiştir!
Kalpleri kırmak!
Azerbaycan’ı kurtarmak için Anadolu’dan ve Balkanlar’dan koşup gelerek şehit düşen o çocuklar bayraklarının Azeri kardeşleri tarafından indirileceğini asla hayal bile edemezlerdi.
Maalesef böyle oldu. Manevi değerler bir tarafa, bu olay Bakü’nün dış politikası bakımından da büyük bir hatadır!
Türkiye’nin pek çok yerinde büyük devlet adamı Haydar Aliyev’in heykelleri vardır ve Azerbaycan bayrakları şerefle dalgalanmaktadır.
Bakü’de “Şehitler Hıyâbânı”ndaki Türk bayrağını indirmek ise Bakü’nün siyasi bir kararıdır.
Azeri yönetiminin Türkiye’de gönülleri daha çok fethetmesi gerekirdi. Aksine, bayrağımızı indirerek bütün Türklerin ve maça Azeri bayraklarıyla gelen binlerce Türkün kalbini kırmıştır!
Bunun neresi akıllılık?!
‘Eksen kayması’
Azerbaycan’ın tepkide haklı olduğu noktalar elbette vardır.
Ama Ermenistan açılımı Türkiye’nin kendi güvenliği bakımından oluşturulmuş bir politikadır.
Bu politikanın Azerbaycan’a zarar vermemesi için Bakü’nün Ankara’ya baskı yapması isabetli, ama “tek millet”i bayrağı indirerek bölmek akıl dışıdır! Azerbaycan için de zararlıdır.
Bazı Azeri dostlarım anlattı: Aliyev rejiminde birçok kişi, AKP hükümetinin “Ortadoğu ve Amerika eğilimli” olduğunu, bu yüzden Azerbaycan’ı ikinci planda gördüğünü düşünüyorlar.
Bu izlenim doğru değil, iktidar Azerbaycan’a çok büyük önem vermektedir. Ama belli ki bir güven sorunu oluşmuş. Bu problemi, Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun dikkatine sunuyorum.
Biliyorum ve Azeriler de biliyor; Türkiye daima Karabağ’ı savunmuş, her gelişmeden Bakü’ye bilgi vermiştir.
Akıllı politika:
Ama Bakü yönetimi bu güven sorunuyla baktığı için Türkiye’nin öncelikle Ortadoğu-Amerika eksenini tercih ettiğini, bu yüzden Ermenistan’a açıldığını, Azerbaycan’ı ise ‘avuttuğunu’ düşünüyorlar.
Yanlış da olsa böyle bir psikoloji var. Bu durumda Bakü için akıllı politika, bayrak indirip Türkiye ile büsbütün bozuşmak değil, aksine, iki kardeş bayrağı daha bir beraber dalgalandırıp ilişkileri güçlendirmektir.
Aliyev rejimi, hatalı yaklaşımını gözden geçirmeli, Türkiye’ye daha fazla yaklaşmalı...
Ankara da Ermenistan açılımı üzerindeki kuşkuları gidermenin yolunu bulmalı, Azerbaycan’a daha fazla yaklaşmalıdır.
Taha Akyol
22 Ekim 2009
Hürriyet