2 Ocak 2010 Cumartesi

Kâzım Dirik (1881-1941)

Mustafa Kemalle birlikte Samsuna çıkan subaylar arasında bulunan Kazım Bey, 1881de Manastırda doğdu. Harp Okulunu bitirdikten sonra Balkan Savaşına katıldı,

I. Dünya Savaşında çeşitli birliklerde görev yaptı. Mustafa Kemalin Kurmay Başkanlığını da yapan Kazım Bey, Gürcistan’da Ankara Hükümetinin temsilciliğinde bulundu. Milli Mücadele sırasında önemli görevler üstlendi.

Kurtuluş Savaşından sonra İzmir Valisi olan Kazım Dirik, 1935 te Trakya Genel Müfettişliğine atandı. Tarihe ve eski eserlere karşı olan ilgisi nedeniyle özellikle İzmir Valiliği sırasında başarılı hizmetleri olan Dirik, 1941 de Edirne’de vefat etti.

Kaynak: (Toktamış Ateşin "Devrim Tarihi" adlı kitabı)

Kazım Karabekir (1882-1948)


Asker,  Milli Mücadele kahramanlarından ve siyaset adamı. 23 Temmuz 1882 tarihinde İstanbul’da doğdu. İlk  öğrenimini  değişik yerlerde tamamladı. Ortaokul ve liseyi Fatih Askeri Rüştiyesinde ve Kuleli Askeri Lisesinde okudu. Karabekir, Harp Okulunda Mustafa Kemal ile tanıştı.1902 de Harp Okulunu, 1905 te Harp Akademisini bitirdi. Balkan ve I. Dünya Savaşları'nda görev aldı. Çanakkale’de önemli görevler alarak başarılı oldu. Doğu Cephesi Komutanlığı sırasında Kars, Ardahan, Artvin'in işgalden kurtarılmasını sağladı. 1909 da İstanbul’da patlak veren 31 Mart Olayını bastırmak üzere buraya gönderilen Hareket Ordusunda Mustafa Kemal ile birlikte Kazım Karabekir’de vardı.

I. Dünya Savaşı başlarında yarbaylığa yükselen Karabekir, savaş yılları boyunca İran sınırında, Halep’te, Doğu Cephesinde, Çanakkale’de bulundu. 1917de atandığı Diyarbakır’daki 2. Kolordu Komutanlığından sonra, Erzincan yakınındaki Kafkas Kolordusunun başına getirildi ve bu görevi sırasında Ermenileri püskürterek Erzincan ve Erzurum’u geri aldı. Sarıkamış’taki kolordu ile işbirliği yaparak Kars ve Gümrü kalelerinin alınmasında üstün başarı gösterdi. Bunun sonucu olarak da generalliğe yükseltildi.  1918 yılında Tümgeneralliğe terfi etti.
15. Kolordu Komutanı iken Mustafa Kemal Paşayı ve Milli Mücadele'yi destekledi. Kurtuluş Savaşını başlatmak üzere Anadolu’ya geçerek Erzurum’a gelen Mustafa Kemal Atatürk'e, İstanbul’dan gelen tutuklama emrine rağmen "Ben ve kolordum emrinizdedir Paşa'm!" diyerek, ona moral verdi ve kolordusu ile birlikte onu destekledi.

Kurtuluş savaşında önemli başarılar kazanan Kazım Karabekir Paşa Atatürk tarafından takdir edilmiş ve büyük önem kazanmıştır. Mustafa Kemal Paşa "Kazım Karabekir Paşa ve adamları kurtuluş savaşında canları pahasına savaşarak galip geldiler. Bu galibiyet sade onların değil bütün Türk milletinin galibiyetidir" demiştir.

Karabekir’in hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri, Doğudaki görevine gidişiyle başlar. Asıl başlangıç tarihiyse, Mustafa Kemal’in Samsuna çıktıktan sonra kendisiyle temasa geçmesidir. O günden başlayarak Karabekir’in sınıf arkadaşı Mustafa Kemal ile tam bir iş birliği yapacak ve bu beraberlik Kurtuluş Savaşının sonuna kadar sürecektir.

Kazım Karabekir Doğuda Milli Mücadeleyi sürdürürken Edirne milletvekili olarak birinci Büyük Millet Meclisi üyeleri arasına girdi ve böylelikle siyasi hayata atıldı. 1920 yılında, rütbesi Korgeneralliğe yükseltildi.  1923 seçimlerinde de İstanbul’dan milletvekili seçildi. Aynı zamanda merkezi Ankara’da olan 1. Ordu Komutanlığı görevini aldı. Daha sonraları Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Cafer Tayyar Eğilmez Paşalarla birleşerek Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kurdu (1924) ve bu partinin Genel Başkanlığını üzerine aldı.

Kazım Karabekir  26 Ocak 1948 yılında 66 yaşında iken geçirdiği bir kalp krizi sonucu, Ankara'da vefat etti.

Kaynak: (Toktamış Ateşin "Devrim Tarihi" adlı kitabı)

Kazım Karabekir Paşa tarafından yazılan ;

TÜRK YILMAZ MARŞI

Cihan-Harbi yangınından, bağrı-yanık Vatan’a
Türk’ü boğmak maksadıyla, girdi düşman askeri,
Kan ve yangın başlamıştır; ırz ve namus kalmıyor;
Tehlikeye düştü vatan, yas içinde her yeri.
Kahraman halk! Kalk, silahlan! Ahd ü peymân Tanrı’ya
Vur! Ve haykır! Türklük ölmez, Türk de yılmaz, ileri!

Çelik gibi kollu, tunçtan ayaklı
Türk hiç yılar mı, Türk hiç yılar mı?
Türk yılmaz, Türk yılmaz!
Cihân yıkılsa, Türk yılmaz!

Göksü imanlı, temiz vicdanlı
Türk hiç yılar mı, Türk hiç yılar mı?
Türk yılmaz, Türk yılmaz!
Cihân yıkılsa, Türk yılmaz!

Düşmana salsa, tek bile kalsa
Türk hiç yılar mı, Türk hiç yılar mı?
Türk yılmaz, Türk yılmaz!
Cihân yıkılsa, Türk yılmaz!

Kazım Özalp (1880-1968)

Devlet adamı, Kazım Özalp 1880 yılında Köprülü-Yugoslavya’da doğdu. Harp Okulunu (1902) ve Harp Akademisini (1905) bitirdi. Selanik’te 36. Alay 2. Bölük Komutanlığına atandı. Daha sonra, İttihat ve Terakki Cemiyetine giren Kazım Bey, 31 Mart İsyanını bastıran Hareket Ordusuyla birlikte İstanbul’a geldi. (1909)

Balkan Savaşından sonra, İstanbul Merkez Komutanlığı Yardımcılığına atandı. (1913) 1914te Binbaşı oldu. Van Seyyar Jandarma Alayı Komutanı iken (1914), I. Dünya Savaşına katılarak Ruslara karşı savaştı. Yunanlıların İzmir’i işgalinde, Balıkesir deki 61. Tümen Komutanlığında görevliydi ve o çevrede Kuvayı Milliyeyi örgütledi. Bu arada Balıkesir Milletvekili olarak TBMM ye girdi. (1920)

Meclis tarafından İzmir Şimal Cepheleri Komutanlığına atandı. Sakarya Savaşına ve Büyük Taarruza katılarak 1921de Tümgeneral, 1922de Korgeneral oldu. 1922-1924 te Milli Savunma Bakanı, 1924-1935 te Meclis Başkanıydı. Bu arada orgeneralliğe yükseldi. (1926) 1935te ikinci defa Milli Savunma Bakanlığına getirildi. 1943te CHP Meclis Grup Başkan Vekili oldu. 1950 seçimlerinde Van’dan milletvekili seçildi ve 1954te siyasi hayattan çekildi. 1968 yılında vefat etti.

Kaynak: (Toktamış Ateşin "Devrim Tarihi" adlı kitabı)

Kılıç Ali (1888-1971)

Asker ve siyaset adamı. Kılıç Ali, Askeri okulu bitirdikten sonra binbaşı rütbesiyle I. Dünya Savaşına katıldı. Kurtuluş Savaşında Maraş, Antep yöresinde milli kuvveti kurmakla görevlendirildi. Karayılan ve Şahin Bey ile birlikte bu bölgede çıkan ayaklanmaları ve Kırşehir isyanını bastırdı.

Maraş, Antep ve Urfa’da bulunan Fransız kuvvetlerine karşı yapılan çatışmalardaki başarısı ona, Antep kahramanı olarak ün sağladı. Ağrı isyanı sırasında kurulan İstiklal Mahkemelerinde üyelik yapan Kılıç Ali, 1920-1938 yılları arasında Antep Milletvekilli olarak TBMM de bulundu.

1970 de Yeni Türkiye Partisinin kurucuları arasında yer aldı. "Hatıralarını anlatıyor" (1955), "Atatürk’ün Hususiyetleri" (1955), "İstiklal Mahkemesi Hatıraları" (1955) adlı kitapları vardır.

Kaynak: (Toktamış Ateşin "Devrim Tarihi" adlı kitabı)

Mazhar Müfit Kansu (1873-1948)

Siyaset adamı ve idareci, Mazhar Müfit Kansu. 1873de Denizlide doğdu. Edirne’de gördüğü ilk ve orta öğreniminden sonra Gelibolu’da (1891) ve Edirne İdadisinde tarih ve matematik öğretmenliği yaptı. 1897den sonra idareci olarak görev alan Kansu, Havza, Çorlu, Ergene ve İskeçe Kaymakamlığında, 1908den sonra da Gümülcine, Lazistan, Mersin, İzmit ve Balıkesir mutasarrıflıklarında bulundu.

İdareciliğinin yanı sıra siyasetle de ilgilenerek İttihat ve Terakki Cemiyetinin üyeleri arasında yer aldı. 1918de Rus istilasından yeni kurtulan Bitlis’e vali atandı. Heyeti Temsiliye üyeliğine seçildi. Heyet, Ankara’ya geldiği sırada İstanbul’da son Meclis-i Mebusan toplanıyordu.

Mazhar Müfit Kansu, Mustafa Kemal’in de isteğiyle İstanbul’a gitti. Felah-ı Vatan Grubunun çalışmalarına katıldı ve Meclise Hakkari Milletvekili olarak girdi. Heyet adına Vahdeddin ile görüşerek ona Anadolu’ya geçmesini teklif etti. İstanbul işgal edilip Meclis-i Mebusan feshedilince, Mazhar Müfit Kansu gemiyle Beyrut’a geçti. Oradan Silifke yoluyla Ankara’ya geldiği zaman TBMM açılmıştı. Hakkari Milletvekili olarak görev aldı. Milletvekilliği dışında Elazığ Valiliğine atandı.

1923- 1939 dönemlerinde Denizli Milletvekilliği ve 1925te Doğu İstiklal Mahkemesinde Başkanlık yaptı. 1939-1946 da Çoruh Milletvekili olarak siyasi hayatını sürdürdü. Mustafa Kemalin Milli Mücadele döneminde ve Cumhuriyet yıllarından olan Mazhar Müfit Kansu’nun "Erzurum’dan ölümüne kadar Atatürk’le beraber" adıyla 4 Mart 1948 de Son Telgraf gazetesinde yayımladığı anıları, 1966 da Türk Tarih Kurumu tarafından iki cilt olarak basıldı. 1948 yılında İstanbul’da öldü.

Kaynak: (Toktamış Ateşin "Devrim Tarihi" adlı kitabı)

Mustafa Cantekin (1878-1955)

Doktor ve siyaset adamı. 1878de Çorum'da doğdu. İstanbul Tıp Fakültesinde okurken siyasetle ilgilendiği için kalebent olarak üç yıllığına Şama sürüldü. Burada, İstanbul’dan uzaklaştırılmak amacıyla Şama atanan Mustafa Kemal ile tanıştı. Dostlukları hemen o gün başladı. Mustafa Cantekin'in kitapları ilk bakışta Mustafa Kemalin dikkatini çekti.

İki Mustafa’nın dostluğu hızla gelişti ve çok geçmeden kendilerine katılan, genç subaylardan, Kırşehirli Lütfi Müfit (Özdeş) ile birlikte gizli Vatan ve Hürriyet Cemiyetini kurdular.
Sürgünden döndükten sonra tıp öğrenimini tamamladı.

Kurtuluş Savaşı başlarından itibaren Mustafa Kemalin yanında yer aldı. Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisine Kırşehir Milletvekili olarak girdi. 1950ye kadar da sürekli olarak Mecliste kaldı. Milletvekilliğinin sürdüğü yıllarda bir ara da Afyon Askeri Hastanesinin başhekimliğinide yaptı. Savaş yaralılarını kurtarmak için çaba gösteren Mustafa Cantekin , 1955 yılında Ankara’da öldü.


Kaynak: (Toktamış Ateşin "Devrim Tarihi" adlı kitabı)

1 Ocak 2010 Cuma

Türk Menem


Bayatlardan Türkmenem...
Damarlarındaki asil kan
Aslına çektiğin ırk menem...
Yaprağın asılı dallar,
Gövdeni taşıyan kök menem...
Yolunu gözleyen yar
Aşkınla çarpan yürek menem...
Can içre canan bilmişem gavim gardaş, nerdesen...
Yedi koldan,
Yirmidört boydan
Gelmişem Orta Asyadan...
Yayından fırlayan ok
Huduttan hududa atılan mızrak
Deli havalar soluyan kısrak
Gibi esmişem...
Az gitmişem, uz gitmişem
Dere tepe düz gitmişem...
Kuş uçmaz kervan geçmez dağları
Göçebe adımlarla gezmişem...
Irağı yakın, yurdumu Irak eylemişem...
Tırnaklarımla oymuşam tortu kayaları
Kıraç toprakları gözyaşlarımla sulak etmişem...
Kızgın tohumlar serpmişem,
Emek vermişem,
Aşa getirmişem...
Türk illerine haber salmışam
Gavim gardaş, nerdesen...
Selçuklu şah-ı sultanlarım adım atmış otağıma
Kapıda karşılamışam civan mert erlerimi
Başım gözüm üstüne berhudar ağırlamışam...
Musul’da Zengiler
Kerkük’te Kıpçaklar
Erbil’de Beg Teginliler
Yiğit yatağı Atabegler kurmuşam
Dokuz başlı tuğlar aparmışam yad ellere
Türk’ün adını âlemlere duyurmuşam...
Bayındır Kızanı torunlarımı kucaklamışam
Bahar coşkusu Akkoyunlar gibi ovalara yayılmışam...
Sultan Cined’in emaneti
Şah İsmailimle pişirmişem ham yanlarımı
Ocağımda tüten Safevi ateşiyle alev alev yanmışam...
Genç Osmanlıyla açmışam Bağdat’ın kapısını
Cahiliye devrini hepten kapatmışam...
Dil, din ve ırk özgürlüğüyle donatmışam halkları
Çıra gibi aydınlatmışam kör karanlık tarihi
Çevreme ilim, irfan, ışık saçmışam...
Derin hülyalara dalmışam gavim gardaş, nerdesen...
Ne zaman ki
Türk birliğine diş bilemiş düşman
Çapraz fişek silahıma davranmışam...
Zırnık ödün vermemişem haa sevgimden
Korkmamışam heç
Ölümleri kuşanmışam...
Yalın ayak koşmuşam Kafkas cephelerine
Sarıkamış harekâtına katılmışam...
Buz kesmiş yüreğim Allah-u Ekber Dağlarında
Katmer katmer kefensiz donmuşam...
Çanakkale’de etten duvar olmuşam
Göğüs göğüse çarpışmışam Allah vekil
Bir adım geçirmemişem gâvuru öteye
Üst üste cansız yığılmışam...
Nasıl ki
Harb-i cihanlarla zayıflamışam
Güçten kudretten düşmüşem heyhat!
Yeraltı kaya yağlarım sulandırmış ağızları
Hemhal manda manda paylaşılmışam...
Öyle ki
Et ve tırnak misali ayrılmışam
Süt kuzu yavru gibi koparılmışam Anadolu’dan
Yılanlar tıslamış
Köpekler hırlamış ardımdan,
Sahipsiz kalmışam gavim gardaş,nerdesen...
Lord planları tayin etmiş kaderimi
Misak-i milli sınırlar dışına çıkarılmışam...
İtilmişem, kakılmışam, horlanmışam külliyen
Tekme tokat yerlere yatırılmışam...
Dağ ayılarının önüne atılmışam yaralı
Çöl develerinin hörgücüne tepe taklak asılmışam...
Türk menem demişem
Türkçe söylemişem
Eskiyaka’da kurşunlara dizilmişem...
Emeğimin hakkını istemişem
Gavurbağ’da linç edilmişem...
Adalet beklemişem
İplere gerilmişem...
Eşitlik yeğlemişem,
Zab suyu kana bulanmış
Altunköprü’de ekin gibi biçilmişem...
El insaf vicdan dilemişem
Zindanlara sürülmüşem...
Çığlıklarım katlimin sâlası
Diri diri gömülmüşem gavim gardaş, nerdesen...
Duy hele
Kimliğim değiştirilmiş
El-Temim olmuş Türkmen Kerkük
Hafızalardan kazınmışam...
Baas Baas bağırmışlar partizanca
Kin kusmuşlar yüzüm barabarı,
Evimden yurdumdan göçe zorlanmışam...
Kollarım kırılmış omuzlarımdan
İşkencelerle yoğrulmuşam...
Gözlerim kan çanağı
Fincan fincan oyulmuşam...
Ölmem yetmemiş kâfire
İp sarılmış cesedime
Sokaklarda dolaştırılmışam...
Cıncık gibi ortalığa saçılmış cism-i bedenim
Lime lime dağılmışam gavim gardaş, nerdesen...
Beterin beteri var...
Biri getmiş, ötekiler gelmiş...
Yağmurdan kaçarken doluya tutulmuşam...
Mavzerler çevrilmiş üzerime
Tetiklere sarılmış Puştlar
Merhamet beklerken, zulüm bulmuşam...
Böyük devletlerin böyük oyunu
Yok etmek Türk’ün soyunu
Çoraplar örülmüş
Çuvallar geçirilmiş başıma
Aslanım; kediye boğulmuşam...
Okumak yazmak yok...
Dilim damağıma bağlanmış
Düşünmem, konuşmam, kızmam yasak...
Başın kaldırıp bakmak
Gözün ucuyla süzmek ne cüret...
Elim ayağıma dolanmış
Oturmam, yürümem, gezmem yasak...
Taş kesilmişem gavim gardaş, nerdesen...
Di gah gel...
Di gel ölem di gel...
Adına gurban olam di gel...
Alnına kanım çalam di gel...
Bayrağım göğün mavi gülü, ay yıldızım sen...
Yurdum Türkmen eli, can özüm sen...
Soyum sopum Türkoğlu, yüzüm sürdüğüm izim sen...
Oy men ölmüşem gavim gardaş, nerdesen

Ali Yaşar