14 Kasım 2012 Çarşamba

CEPHEDE ERZURUMLU ÇOCUKLAR

1. Dünya Savaşında binlerce askerin donarak şehit olduğu Sarıkamış Harekatının yapıldığı günlerde cephedeki askerlerin iaşe sorunu baş gösterir. Galip Paşa'nın “yiyecek yetiştirin” şeklindeki telgrafları üzerine dönemin Erzurum Valisi Tahsin Bey çaresizlik içindedir. İlk hamlede toplanan 150 bin kilo buğdayın 90-95 kilometre uzaklığındaki cepheye ulaştırılması için çareler aranır.

Vali Tahsin Bey, cepheye yiyeceklerin çocuklar tarafından taşınabileceği fikri üzerine harekete geçer. Durum okullara, muhtarlara bildirilir. Bir gece Amerikan bezlerinden 30 kiloluk bini aşkın torba dikilerek unla dolduruldu. 


Sayıları bine yaklaşan henüz çocuk yaştaki gençler, Hükumet Konağı önünde toplanarak, cepheye kadar taşıyacakları unları sırtlar, aşırı soğuğa rağmen, cepheye yiyecek yetiştirecek olmalarının gururu ile  yola çıkar ve yiyecekler yerine ulaştırırlar.

Kaynak- Prof. Dr. Konukçu

KUMKALE ŞEHİTLERİ




Dünyaya insanlık dersinin verildiği o büyük savaşta Kumkale Köyünün savunması Ethem Çavuş ve 14 arkadaşına verilmiştir.

Savaş tüm şiddetiyle devam ederken düşman büyük zayiat verir. Çatışmanın biraz dindiği an Ethem Çavuş etrafına bakar. 14 arkadaşının 14'ü de şehit olmuştur. Ellerini semaya kaldırıp "ölmez gazi olursam arkadaşlarıma şehitlik yaptıracağım" deyip yemin eder. Tarih 30 nisan 1915' dir.

Savaş biter ve Ethem Çavuş gazi ünvanlıyla memleketi Edirne'ye döner. Zamanla hali vakti iyi olur ve hacca gider. Hac ibadetini de yerine getiren Ethem Çavuş bir gece rüyasında arkadaşlarını görür. Arkadaşları şehitlik sözünü tutmasını söyler. Ethem çavuş ter içinde aynı rüyayı arka arkaya 3 gece görür ve artık dayanamaz.

Çanakkale'ye gitmenin planlarını yaparken o günlerde Kırkpınar deve güreşlerinin olduğunu hatırlar ve bir Çanakkaleli bulma umuduyla güreşlere gider. 2 Çanakkaleli bulur, tanışırlar.

Ethem Çavuş;

- "Kumkale'ye (köyünüze) gelsem beni misafir eder misiniz?" der.

-"Başımızın üstünde yerin var" cevabını alır almaz beraber yola çıkarlar.

Ethem Çavuş rüyasını 2 arkadaşa anlatır. Ellerinde kazmalar Ethem Çavuşun elleriyle gömüp işaretlediği arkadaşlarının mezarlarını ararlar. Tabi aradan yıllar geçmiş ve arazide değişmeler olmuştur. Günlerce aradıktan sonra Ethem Çavuş umudunu keser ve sabah evine dönmeye karar verir.

Akşam kahvede aynı sohbet yapılırken karşı masada oturan köylü konuşmalara kulak misafiri olur. Masaya gelip;

- "Çavuş benim tarlada bir çınar ağacı var. Ne zaman kesmeye niyetlensem hep bir aksilik olur. Ya testere kırılır ya bir işim çıkar. Sen yarın da gitme bir de benim tarlaya bakalım" der.

Ethem Çavuş bu konuşmadan sonra ikna olur ve gitmekten vazgeçer. Sabah erkenden bahsedilen tarlaya giderler. Ethem Çavuş adım adım hesaplar ve "burayı kazalım" der. Kazmaya başlarlar.

Herkesi bir anda heyecan ve hayret kaplar.14 şehit, vurulduğu gün gibi tertemiz elbiseleriyle yatmaktadır, tenleri sıcacıktır. Ardından olay jandarmaya intikal eder.

Gerekli hazırlıklardan sonra 1983 yılında Kumkale Şehitliği yapılır.

Kaynak-Çanakkale Belediyesi

İLK CUMHURİYET SEDASI ERZURUMLU ÇOCUKLARDAN GELDİ


  
Erzurum Kongresi’nin yapıldığı günlerde Atatürk, Erzurum’un Köşk adlı mesire bölgesinde, Erzurumlularla sohbet ederken, Albayrak okulu öğrencileri buranın önünden geçer ve; ‘İdaremiz cumhuriyet olmalıdır’ şeklinde bağırırlar.

Bu Atatürk’ü çok duygulandırır ve mutlu eder. Yeni kurulacak devletin idare şeklini korkusuzca ilk ifade eden Erzurumlu çocuklar olmuştur.

Kaynak- Prof. Dr. Konukçu

3 Kasım 2012 Cumartesi

Mürsel BAKÜ (1881-1945)


Mürsel Bakü; 1881 yılında Erzurum'da doğdu. 1904'de Harp Akademisi'ni bitirdi. I. Dünya Savaşı sonundaki dönemde Batum'da 5. Kafkas Piyade Tümeni komutanlığı yaptı.

Eylül 1918'de Nuri Killigil Paşa'nın komutasındaki Kafkas İslam Ordusu ile Bakü Muharebesi'ne katılarak, Bakü'nün Ermeni Taşnak'larından ve Bolşevik'lerden kurtulmasını sağladı.  28 Mayıs 1918'de kurulmuş olan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti hükümetinin sancağını, Bakü'de göndere çekerek,  hükumetin Gence'den Bakü'ye taşınmasını sağladı.

Birinci Dünya Savaşı'nın bitiminde İngilizler tarafından tutuklandı ve Malta sürgünleri arasında yer aldı. Dönüşünde Anadolu'ya geçerek Kurtuluş Savaşı'na katıldı. Büyük Taarruz'da Mirliva olarak (günümüzde tuğgeneral ile tümgeneral rütbelerine eşit askeri rütbe)  1. Süvari Tümeni'ne komuta etti.

Mürsel Bakü; 9 Eylül 1922 sabahı, 1. Süvari Tümeni'nin komutanı olarak İzmir'e ilk giren Türk generali ve birliklerin komutanıdır.

Cumhuriyetin ilanından sonra da 7. Kolordu Komutanlığına getirilerek, Şeyh Said İsyanının bastırılmasında hizmeti olan Mürsel Bakü, TBMM’de  8. Dönem  Kocaeli milletvekilliği yapmış ve 1945 yılında  İstanbul'da vefat etmiştir.  

  

1 Kasım 2012 Perşembe

YADİGAR-I CİHADİYE (1332 Cihadiye)



Çanakkale Gelibolu Yarımadası’ndaki savaşlarda, canı ve kanı pahasına vatanını savunmak için mücadele ederken yaralanan binlerce asker, hastanelerin yetersiz kalması üzerine, İstanbul’daki hastanelere götürülüyordu. İstanbul hastanelerinde hasta bakıcı ve hemşire sayısındaki eksiklik, yaralıların bakımını yetersiz kılıyordu. Bakıcı bulmakta zorlanan İstanbul Sıhhiye Müdüriyeti , tüm ailelere çağrı yaparak, hastanelerde gönüllü görev yapacak hemşire ve hasta bakıcı aramaya başladı. Çağrının kısa sürede tüm İstanbul’da duyulmasının ardından binlerce gönüllü Türk kadını, evlerinden getirdikleri yardım malzemeleriyle hastanelerde görev aldı.

Savaşın sonunda Sıhhiye Müdürüyet-i Umumiyesi (Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü),  görev alan tüm kadınlara vefa borcunu ödemek istedi. Ancak yapılan para teklifini gönüllüler “Biz vatanımız için canımızı feda etmeye hazırlanmıştık’’ diyerek kabul etmediler. Bu hizmeti gönüllü yerine getiren Türk kadınlarına  bir ‘şeref nişanı’ takdim edilmeliydi. Bunun üzerine yetkililer, ordu depolarında ki esir  İngiliz tüfeklerinin namlularını keserek, üzerinde ‘’1332 Cihadiye’’ yazılı yüzükler imal etti. Bu yüzükler daha sonra tüm gönüllü Türk kadınlarına armağan olarak dağıtıldı.  

Kaynak-canakkalevakfi.org.tr