13 Temmuz 2011 Çarşamba

PLEVNE KAHRAMANLARI


Plevne Tuna nehri kıyısında küçük şirin bir kent. Bulgarı ve Osmanlısı kardeşçe geçinmiş asırlarca.

Plevne’nin  küçük olmasına rağmen  Rusya’nın hayali büyüktür. Dünyaya Bulgarların Osmanlılarca katledildiği yalanını yayarak işgal etmek niyetindedir. Osmanlı hasta bir adamsa ve Plevne küçük bir kentse bunu başarmak çocuğun elinden oyuncağını almaktan farksız diye düşünür Rus Çarı II. Alexandr.

Daha sonra sırada İstanbul’a uzanıp Payitaht’ı ele geçirmek vardır. İşte Rusların bu hayallerini gerçekleştirmek maksadıyla başlar 93 Harbi ya da Küçük Kıyamet. Fakat işler Çar ve Generali Gourko’nun sandığı gibi yolunda gitmez. Zira hesaba katmadıkları kadar güçlü inançlı ve zeki bir başkumandan vardır karşılarında: Gazi Osman Paşa.

Paşa” Plevne’yi kaptırmam” diyor demesine ancak komutasında bir emriyle ölmeye hazır birkaç bin askerden başka hiçbir kuvveti yoksa ne yapabilir?  Ama Kumandan Gazi Osman Paşa ümidini hiç kaybetmez. Sultan Abdülhamid’in yardımına koşacağını ona takviye birlikler göndereceğini bekler durur askerleri birer, birer eksilirken. Plevne’de batan her güneşi yardımsız geçen son akşam olacağına inanarak bekler.

Elleri kolları bağlı bu seçkin vatan evlatlarına bu muamele reva mıdır?  Plevne’den çıkmamaya kararlıdır Kumandan. “Yanacaksak hep beraber yanacağız ” diyecek kadar gözü kara.  Savunma tarihinde benzeri görülmemiş bir huruç harekâtı başlatırken de erlerle tasta patates çorbasını paylaşırken de.

Kaynak : Okay Tiryakioğlu