2 Ocak 2010 Cumartesi

Ali Fuat Cebesoy (1882-1968)

Kurtuluş Savaşı komutanlarından, diplomat ve siyaset adamı. 1882 yılında İstanbul’da doğdu. Babası İsmail Fazıl Paşanın gönülsüzlüğüne rağmen, girdiği Harp Okulunda Mustafa Kemal ile aynı sınıfa düşmesi Atatürk’ün ölümüne kadar sürecek bir dostluğun başlangıcıydı.

Cebesoy’un Beyrut’ta başlayan kıta hizmetleri, 1908 deki Roma Askeri Ateşeliği dışında, çok hareketli geçti. Trablus’ta savaş başlar başlamaz (1911) oraya ilk gidenler arasındaydı. Balkan Savaşı sırasında Karadağ’da, Yanya Kalesinde, Pista ve Pisani Muharebelerinde, I. Dünya Savaşının başında tümen komutanı olarak katıldığı Kanal Hareketinde büyük başarılar gösterdi.

İstanbul Hükümetinin İç İşleri Bakanı, Mustafa Kemalin görevsizliğini bir genelgeyle açıklayınca Ali Fuat Paşa da kendi bölgesindeki valilere ve mutasarrıflara kendisinden gelecek emirlere göre hareket edilmesini bildirdi. (1919) Ayrıca, her tarafta Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i İlhak Cemiyetlerinin kurulacağını ilgililere hatırlattı. Bu çabaları takdirle karşılandığı için, Sivas Kongresi sonrasında Cebesoy, Umum Kuvayı Milliye Komutanı olarak görevlendirildi.

Kendisini çekemeyenlerce Çerkez Ethem taraftarlığıyla suçlandı. Doğru olmadığı sonradan belgelerle ortaya konan bu suçlama üzerine, ayaklanmaların bastırılmasından sonra, Ankara’ya çağrılarak Moskova Büyükelçiliğine atandı. Mustafa Kemalin talimatını yerine getirmekle yükümlü olduğu bu zor görevi başarıyla yürüttü ve 10 Mayıs 1921 de Ankara’ya dönerek Mecliste siyasi çalışmalarına başladı.

Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanlığı yaptı. 1925 te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kurucuları arasında yer aldı.

Cebesoyun ikinci dönem siyasi hayatı İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı yıllarında başladı. Milletvekili olarak tekrar Meclise girdikten sonra Bayındırlık Bakanlığı (1939-1943) ve bir ara TBMM Başkanlığı (1947-1950) yaptı. 1968 yılında aramızdan ayrıldı.

Kaynak: (Toktamış Ateşin "Devrim Tarihi" adlı kitabı)

Celal Bayar (1883-1985)

Parlamenter, devlet adamı, Türkiye Cumhuriyetinin 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, 1883 yılında Bursa-Gemlik’te doğdu. İlk ve orta öğrenimini babası Abdullah Fehmi Efendinin yanında yapan Celal Bayar, Gemlik mahkeme ve reji kalemine memur olarak girdi. Daha sonra Ziraat Bankasında çalışmaya başladı. Bu arada Harir Darutariri okuluna devam etti.

1990 da İttihat Terakki Cemiyetinin kurduğu gönüllüler taburuna yazıldı. Zamanla bu partinin önemli üyeleri arasına girdi. İzmir’de kurulan cemiyetin genel sekreterliğini yürüten Bayar, Kız Lisesinin ve Şimendifer Okulunun açılmasına ön ayak oldu. I. Dünya Savaşından sonra İzmir’de kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin de faal üyeleri arasına katıldı.

1920 yılında Bursa milletvekili olarak Büyük Millet Meclisine katılan Bayar, aynı tarihte İktisat Bakanlığına vekalet etti. Çerkez Ethem’in isyanı sırasında, Ethem’i ikna etmek için gönderilen heyete başkanlık etti.

1921de İktisat Başkanlığına getirildi. Lozan Konferansına müşavir üye olarak katıldı. 1924 te Türkiye İş Bankasını kurma görevini üstlendi. 1937 de İsmet İnönü’nün başbakanlıktan ayrılması üzerine, Atatürk tarafından Türkiye Cumhuriyetinin 14. Başbakanı olarak tayin edildi ve ilk kabinesini kurdu. Atatürk’ün ölümünden sonra, İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığına seçilmesine önayak oldu. İsmet İnönü tarafından da başbakan olarak tayin edildi. Daha sonra İnönü ile anlaşamadığından, yerini 3 Mayıs 1939da Doktor Refik Saydama bıraktı.

CHP de arkadaşları ile 1945 de Dörtlü Takriri verinceye kadar görev aldı ve bu tarihte Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan ile birlikte Demokrat Partiyi kurdu. 14 Mayıs 1950 genel seçimlerinde Genel Başkanı bulunduğu Demokrat Partinin iktidarı büyük çoğunlukla kazanması ile 22 Mayıs 1950de toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi Celal Bayar’ı Cumhurbaşkanlığına seçti.

1954-1957 genel seçimlerinden sonra da Meclis tarafından Cumhurbaşkanlığına seçilen Celal Bayar, 10 yıllık Cumhurbaşkanlığı döneminde Adnan Menderesi Başbakan olarak tayin etmiştir. Bayar, 27 Mayıs 1960 da Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el koymaları ile tutuklanarak Yassıada’ya götürüldü.

16 ay süren soruşturma ve yargılamadan sonra, Yassıada Yüksek Adalet Divanı tarafından, 15 Demokrat Parti ileri geleni ile birlikte idama mahkum edilmiştir. Milli Birlik Komitesi, idamlardan üçünü (Menderes, Zorlu, Polatkan) onaylarken, başta Celal Bayar olmak üzere, 12 Demokrat Parti ileri geleninin idam hükmünü müebbet hapse çevirmiştir. Yassıada’dan Kayseri Cezaevine götürülen Bayar, orada rahatsızlanmış, evinde tedavi edilmek üzere serbest bırakılmıştır. (7 Kasım 1964) 1985 yılında da hayatını kaybetmiştir.

Kaynak: (Toktamış Ateşin "Devrim Tarihi" adlı kitabı)

Celal Sahir Erozan (1883-1935)

Celal Sahir Erozan 29 Eylül 1883’te İstanbul’da doğdu. Babası, Osmanlının Yemen Valisi İsmail Hakkı Paşa, annesi şair Fehime Nüzhet Hanım’dır. İlköğrenimine “Numune-i Terakki” ilkokulunda başladı; Davut Paşa Rüştiyesi (ortaokulu) ile Vefa İdadisinde (lisesinde) devam etti. Liseyi bitirince hukukçu olmak istediyse de hukuk öğrenimini yarım bıraktı.

Şiir yazmaya çocukluk döneminde başladı; dokuz yaşındayken güzel şiir okuduğu için II. Abdülhamit’in dikkatini çekti ve sık sık sarayda padişahın konuğu olarak ona şiirler okudu, bu nedenle “liyakat nişanı” aldı. On dört, on beş yaşlarındayken Malumat, Musavver Fen ve Edeb, Pul, Lisan gibi dergilerde şiir ve makaleleri yayımlandı.. Bu yazılarında ‘’Ahmet Celal, Velhan, Şârık, Hikmet Celal’’ gibi takma adlar kullanmıştır.

1903'te "Hariciye Nezâreti"'nde göreve başladı, 1907 sonrasında Kabataş ve Mercan Liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1911’de Selanik’e giden Celâl Sahir, burada çıkarılan Türk Yurdu, Türk Derneği, Genç Kalemler gibi dergilerde yazdı. I. Dünya Savaşı sırasında bir ara ticaret yaptı, cumhuriyetin ilanından sonra 1928’de Zonguldak Milletvekili seçildi.

Harf Devrimi’ni gerçekleştiren kurula da katılan Celal Sahir, Türk Dil Kurumu’nun dört kurucu üyesinden biri oldu ve böylece uzun süredir savunduğu dilde sadeleşme eyleminin yapıcıları arasında yer aldı. İlk Türk Dil Kurultayı (1932)’nda kurulan “Lugat ve Istılah Kolu’nun” başkanlığını yaptı. İkinci kurultayda bu kolun çalışmaları ikiye ayrılıp adı “Lugat Kolu” olarak değiştiğinde de başkanlığı sürdürdü.

16 Kasım 1935’te akciğer kanseri nedeniyle yaşamını yitirdi.

Kaynak: (Toktamış Ateşin "Devrim Tarihi" adlı kitabı)

Cevat Abbas Gürer (1887-1943)

Mustafa Kemalin Başyaveri olan Cevat Abbas, 1887 yılında Niş'te doğdu. Mustafa Kemal ile Samsun yolculuğuna seçilenler arasındaydı. Harp Okulunu 1908 yılında bitirdi. İtalya, Balkan ve I. Dünya Savaşlarında bulundu.

Üsteğmen rütbesiyle katıldığı Çanakkale Savaşında, Mustafa Kemal, Cevat Abbası emir subayı olarak karargahına aldı. 1916 da yüzbaşılığa yükseldi. 16 Mayıs günü Samsuna gitmek üzere Bandırma Vapuruna binerken, merkezi Erzurum’da bulunan 9. Ordu Müfettişliği başyaveriydi. Cevat Abbas, Samsun’dan Erzurum’a varıncaya kadar Mustafa Kemalin yazışma işlerini yönetti.

Sivas Kongresinde, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti mensuplarının Meclis-i Mebusan seçimlerine girebilmeleri görüşü benimsenince Bolu’dan milletvekili seçildi ve İstanbul’a gitti. Meclis-i Mebusan dağıtıldıktan sonra Ankara’ya döndü ve Birinci TBMM ne Bolu Milletvekili olarak katıldı.

Erzurum’da Atatürk ile birlikte istifa etmesiyle son bulan askerlik hayatı, 1920 de yeniden başladı ve yüzbaşı rütbesiyle Kurtuluş Savaşına katıldı. Yozgat Ayaklanmasının bastırılmasında gösterdiği çalışmalarından dolayı kendisine İstiklal Madalyası verildi. Rütbesi 1923 te binbaşılığa yükseltildi. 1924 te kurulan İş Bankasının kurucuları ve hisse sahipleri arasında Cevat Abbas da vardı.

Cevat Abbas Gürer, 1941 yılına kadar milletvekilliği yaptı. Mustafa Kemal ile ilgili hatıralarını, Ebedi Şef Kurtarıcı Atatürk’ün Zengin Tarihinden Birkaç Yaprak (1939) adlı kitapta topladı. 1943 yılında Yalova’da hayatını kaybetti.

Kaynak: (Toktamış Ateşin "Devrim Tarihi" adlı kitabı)

Falih Rıfkı Atay (1894-1971)

Gazeteci ve yazar. 1894 yılında İstanbul’da doğdu. Fıkra, makale, gezi türlerindeki gazete yazılarıyla ve özellikle Atatürk’ü yakından tanıtan anılarıyla ün kazanan Falih Rıfkı Atay, Rehberi Tahsil Rüştiyesini bitirdikten sonra Hüseyin Cahit Yalçın’ın müdürlük yaptığı Mercan İdadisinde öğrenimini tamamladı. Darülfünunun Edebiyat bölümünü bitirdi. İdadide edebiyat öğretmeni olan Celal Sahir Erozan ile kendisinden bir ileri sınıfta okuyan Orhan Seyfi Orhon, Falih Rıfkı’nın edebiyat beğenisinin gelişmesine yardımcı oldular.

İlk yazıları Servet-i Fünun dergisinin genç yazarlara ayrılan ek sayfalarında yayımlanan Falih Rıfkı’nın Tecelli (1911) dergisi ile Süleyman Bahrinin yönettiği Kadın (1912) dergisinde Cenap Şahabettin ile Ahmet Haşim’in eserlerini hatırlatan şiirleri çıktı.

1912de Tanin gazetesinde düz yazıları yayımlanmağa başladı; İstanbul Mektupları, Edirne mektupları gibi yazıları çıktı. 1913-1914 yıllarında sadaret ve Dahiliye Nazırlığı kalemlerinde çalıştı. Dahiliye Vekili Talat Paşa ile birlikte gittiği Bükreş’ten Tanin gazetesine röportaj yazıları yolladı. Bu dönemdeki yazıları, Türkçülük ve Türkçecilik akımlarının etkisini taşıyordu.

I. Dünya Savaşında yedek subay olarak Suriyeye gitti; 4. Ordu Kumandanı Cemal Paşanın hususi katipliğini yaptı. Suriye ve Filistin’deki savaş anılarını "Ateş ve Güneş" (1918) kitabında topladı. Cemal Paşanın Bahriye nazırı olması üzerine Kalemi Mahsusa Müdür Yardımcılığına getirildi. (1917) Kazım Şinasi Dersan, Necmettin Sadık Sadak, Ali Naci Karacan ile birlikte Akşam gazetesini çıkarmağa başladı (1918). Bu gazetede "Günün Fıkraları" başlığıyla sürekli yazılar yazdı.

Kurtuluş Savaşını destekleyen etkili yazıları dolayısıyla idamı istenerek Kürt Mustafa Divanı Harbine verildi. Fakat İnönü Zaferinin kazanılması üzerine Divan-ı Harp tutumunu değiştirdiği için idamdan kurtuldu. Kurtuluş Savaşı sona erdiği sırada İzmir’de Atatürk ile görüşmeğe gelen gazeteciler arasındaydı. Atatürk’ün isteği üzerine İkinci Büyük Millet Meclisine Bolu’dan milletvekili seçildi. (1922) Daha sonra uzun yıllar Ankara Milletvekili olarak T.B.M.M.de bulundu. Hakimiyet-i Milliye, Milliyet ve Ulus gazetelerinin başyazarlığını yaptı.

Yeni Türk alfabesinin hazırlanması ve uygulanması sırasında dil encümeninde görev aldı. Serbest Cumhuriyet Fırkasının tutumuna şiddetle karşı çıktı. Ulus gazetesinin başyazarlığını yaptığı dönemde Ankara şehir planı jürisinde üyelik ve İmar Komisyonunda Başkanlık yaptı. 1946 da çok partili döneme geçildikten sonra Ulus gazetesinde CHP nin savunuculuğunu sürdürdü. Demokrat Partinin 1950 de iktidara geçmesinden sonra Dünya gazetesini kurarak (1952) muhalefete geçti.

Falih Rıfkı Atay, sağlam, atak, anlatımı ve duru Türkçe’siyle Cumhuriyet basınının encümeninde usta kalemlerinden biriydi. Günlük siyasi olayları ele alan başyazı ve fıkraları yanında Ulus ve Dünya gazetelerinde Pazar günleri yayımladığı haftalık yazılarında çok usta bir deneme ve söyleşi yazarı niteliği gösteriyordu. Gezi ve anı türlerinde Cumhuriyet döneminin çok ilginç ürünlerini verdi.

1971 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti.

Kaynak: (Toktamış Ateşin "Devrim Tarihi" adlı kitabı)

Fethi Ali Okyar (1880-1943)


Ali Fethi Okyar, 1880 yılında bugün Makedonya'da bulunan Pirlepe'de doğdu. 1898'de Harbiye Mektebi'ne girdi ve1900'de Piyade Teğmen rütbesiyle mezun oldu. 1904'te Kurmay Yüzbaşı olarak Selanik'te bulunan 3'üncü Ordu emrine verildi. Burada İttihat ve Terakki Cemiyetine katılarak, 1908 Devrimi'ni hazırlayan kadro içinde yer aldı. 1908'de Binbaşılığa yükseltilerek Selanik Jandarma Subay Okulu Komutanlığına getirildi.

3 Temmuz 1911'de Arnavutluk Harekâtında İşkodra Müretteb Kuvvetler Kurmay heyetine atandı. 6 Ekim 1911'de Enver Bey ve Mustafa Kemal ile birlikte Trablusgarp'a gelerek savunma kuvvetlerinde görev aldı.

17 Kasım 1912'deÇanakkale Boğazı Müretteb Kuvvetler Kurmay Başkanlığına atandı. 13 Ekim 1913'te Sofya Elçisi oldu. Aynı dönemde askeri ataşe olarak Sofya'da bulunan Mustafa Kemal'le dostluğu pekişti.

1 Kasım - 21 Aralık 1918 tarihleri arasında Mustafa Kemal ile birlikte Minber gazetesini çıkardı. İttihatçı gizli örgüte mensup olduğu iddiasıyla 10 Mart 1919'da tutuklandı, 2 Haziran 1919'da Malta'ya sürgüne gönderildi. Malta sürgünlüğü 30 Mayıs 1921'de serbest bırakılmasıyla sona erdi.

15 Ağustos 1921'de İstanbul Milletvekili olarak TBMM’e katıldı. 10 Ekim 1921 - 4 Ekim1922 arasında Dahiliye Vekilliği yaptı.

7 Mayıs 1943'te İstanbul'da vefat etti.

Kaynak-Gnl.Kur.Başk.lığı

Fevzi Mustafa Çakmak (1856 -1950)

Asker ve siyaset adamı. 1856 yılında İstanbul’da doğdu. 1898 yılında kurmay yüzbaşı olarak Akademiyi bitirdikten sonra, Arnavutlukta görev yaptı. (1899) Arnavutluk ve Rumeli vilayetleriyle ile ilgili ıslahat kararlarını uygulamakla görevli heyette bulundu, (1912) 1917 de Diyarbakır’da tümen komutanlığı, aynı yıl Filistin’de 7. Ordu Komutanlığı yaptı. 1918 de Genelkurmay Başkanlığında görevliydi.

1919 yılı başlarında Ali Rıza Paşa Kabinesinde Harbiye nazırı oldu. Fevzi Paşa 3 Mayıs 1920 de Kozan Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine katıldı; aynı gün de Milli Savunma Bakanlığına ve İcra Vekilleri Heyeti Reisliğine getirildi.

1920 sonlarında Erkân-ı Harbiye Umumiye Vekil Vekiliydi. 1921 de II. İnönü Savaşından sonra Korgenerallik rütbesiyle Genelkurmay Başkanlığına getirildi. Sakarya Zaferinin ardından da Meclisten Mareşallik rütbesini aldı. İlk yıllarda aynı zamanda milletvekiliydi, ama 1925 te askerlikle siyaset arasında bir seçim yapma durumunda kalınca asıl mesleğinde karar kıldı ve 1944 yılında yaş haddinden emekliye ayrılıncaya kadar Genelkurmay Başkanlığında kaldı. En büyük başarısı Atatürk ile İnönü’nün de kesinlikte aynı görüşte olmalarından güç alarak, orduyu siyaset dışında bırakabilmesiydi.

Mareşal Fevzi Çakmak, 1948 yılında emekli olduktan sonra DP listesinden İstanbul Milletvekili olarak Meclise girdi.

10 Nisan 1950 günü İstanbul'da hayata gözlerini yumdu.

Kaynak: (Toktamış Ateşin "Devrim Tarihi" adlı kitabı)